Zeydiler Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Sponsorlu Bağlantılar

Mezhepler

Dinimizde çeşitli mezhepler vardır. İstersenizönce mezhep deyiminin anlamına bakalım,mezhep dinin herhangi bir konusunda çeşitli görüş farklılıkları sonucu ortaya çıkan görüşlerdir. Aslında mezhepleri şii ve sünni mezhepler olarak iki ana guruba ayırabiliriz. Burada şii mezheplerden biri olan Zeydi mezhebinin nasıl ortaya çıktığı konusunda çeşitli bilgiler vermeye çalışacağız. Umarız faydalı olur.

Mezheplerin Ortaya Çıkışı

Mezheplerin ortaya çıkması Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra olmuştur. Çünkü Peygamberimiz (sav) hayatta olduğu dönemlerde sahabi-ler herhangi bir mesele olduğunda Peygamberimiz (sav)’e geliyor, o husus-ta bilgi istiyorlardı. Peygamberimiz (sav) de sorulan soruyu bir vahye istinaden veya kendi bilgisi ile cevaplandırıyordu. Dolayısıyla Peygambe-rimiz (sav) zamanında herhangi bir mezhep olması düşünülemezdi.

Mezhepler Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra ayet ve hadislerde açık olarak izah edilmeyen meselelerden kesin ve herkesin itirazsız olarak kabul edebileceği bir hüküm verebilecek bir otoritenin olmamasından ortaya çıktı. Zuhur eden bu mezhepler genel olarak ameliye ve itikadi olmak üzere iki grupta ortaya çıktı.

Ameli mezheplerin teşekkülü şu şekilde olmuştur. Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra islam alemi genişlemiş, sahabilerden herbiri bir şehre dağılmıştı. Bu sahabiler gittikleri yerlerde müracaat kaynağı oldular. Yani müslüman olan veya islamiyet hakkında fazla bilgisi olmayan pekçok kimse kendilerine çeşitli meselelerde dinin hükmünü sordular. Sahabiler de muhatap oldukları soruların cevabını evvela Kur’an da aradılar. Onda bulamadıklarında kendi içtihatlarıyla hüküm verdiler.

Zeydiye’nin Ortaya Çıkışı

Zeydi fıkhının takipçileri diğer Şii mezheplerinde olduğu gibi ilk dört imamı kabul ederler ancak beşinci imam olarak Muhammed el Bakır yerine kardeşi Zeyd bin Ali’yi kabul ederler. İmamı ve kurucusu Zeyd bin Ali Zeynelabidin bin Hüseyin önce babasından sonra kardeşi Muhammed el-Bakır’dan okuyarak yetişti.

Muhammed Peygamber
Ali bin Ebu Talib 1. İmam
Hasan bin Ali 2. İmam
Hüseyin bin Ali 3. İmam
Ali bin Hüseyin Zeyn el Abidin 4. İmam
Zeyd bin Ali eş-Şehid 5. İmam

Zeydiye’nin Ortaya Çıkışı ve Zeyd bin Ali’nin İtikadı

Ali Rabbani Gülpayigani tarafından yazıldı.

Zeydiye Hicri ikinci yüzyılda ortaya çıktı. Zeydiler İmam Hüseyin (a.s.)’dan sonra İmam Zeynelabidin’in oğlu Şehit Zeyd’i imam bilmektedir. İmam Zeynelabidin’i ise sadece ilim ve marifet önderi kabul etmektedirler.

Yani siyasi reh­ber olarak görmemektedirler. Zira –ileride bahsedileceği üzere- Zeydilere göre imam olmanın şartlarından biri de zâlimlere karşı silahlı mücadeleye girişmektir. Zeydi yazar­ların çoğu İmam Zeynelabidin’i imamlarından saymamakta­ve onun yerine İmam Hasan (a.s.)’ın oğlu Hasan Musenna’yı imamları bilmektedirler. Biz birkaç derste eleştirisel ta­rihi açıdan ve kelami bir gözle Şehit Zeyd’in kelami akidesini, kıyamını, şahsiyetini ile Zeydi fırkaları, siyasi önderlerini, ilim adamlarını, Zeydi devletleri, kelami yön­temlerini ve dini akidelerini ele alacağız.

Zeyd bin Ali’nin Hayatı ve Şahsiyeti

Tarihçiler Zeyd bin Ali’nin doğum ve şahadet tarihleri hakkında farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Hicri 75, 78 ve 80’i doğum tarihi olarak nakletmiş ve şahadeti için de 120,121 ve 122 tarihlerini kaydetmişlerdir. Fakat meşhur görüşe göre o 42 yıl yaşamıştır. Bu süre doğum ve şahadet tarihleri hakkındaki iki görüşle uyum içindedir. Birincisi (h. 78–120) diğeri ise (h. 80–122)’dir ki bu ikinci görüş daha çok kabul görmüştür.

İmamiye âlimleri Zeyd bin Ali’nin şahsiyetini övmüş ve onun âlim, muttaki, zahit, yiğit ve zulme karşı duran bir in­san olduğunu söylemişlerdir. Merhum Şeyh Mufid onun hakkında şöyle demektedir:

“Zeyd bin Ali bin Hüseyin, İmam Bakır’dan sonra kar­deşleri arasında mümtaz bir insandı. Abit, muttaki, fakih, cömert ve cesur idi. İyiliği emretmek ve kötülükten sakın­dırmak ve ceddi Hüseyin bin Ali’nin intikamını almak ama­cıyla kıyam etti.”

“Kur’an-ı Kerim’e olan aşırı ilgisinden dolayı kendisine Halifu’l-Kur’an lakabı verilmişti.”

İmamiye’nin onu bu şekilde övmesinin nedeni Ehlibeyt imamlarının onu öven sözleridir. Nitekim Şeyh Bahaî şöyle demektedir: “İmam Sadık defalarca; Allah amcama rahmet etsin, demişti.”

Sponsorlu Bağlantılar

Şeyh Saduk Uyunu Ahbar-ı Rıza adlı eserinin bir babını Ehlibeyt imamlarının Zeyd bin Ali’yi öven sözlerine ayır­mıştır. Bu rivayetlerden birinin içeriği şu şekildedir:

“Bir gün Memun, İmam Rıza’nın huzurunda Zeydu’l-Nar’ın (İmam Rıza’nın kardeşi) Abbasiler aleyhindeki ayaklanmasını dile getirdi ve bunu Zeyd bin Ali’nin Beni Ümmeye aleyhindeki ayaklanmasıyla karşılaştırıp dedi ki; Eğer size saygım olmasaydı onu öldürürdüm. İmam Rıza buna karşılık dedi ki; Kardeşim Zeyd’i, Zeyd bin Ali ile kar­şılaştırma. Zeyd bin Ali Ehlibeyt’in âlimlerindendi. O Allah rızası için sinirlendi ve Allah’ın düşmanlarına karşı ayak­landı ve Allah yolunda şahadete ulaştı.”

İmam Bakır, Zeyd bin Ali’yi çok övüyordu. Bu hususta Şeyh Saduk, Ebi el-Carud’tan şunları nakletmektedir:

“Ben İmam Bakır’ın yanındaydım, Zeyd içeri girdi. İmam Bakır, Zeyd’i gördüğü zaman, o hanedanın büyüğü ve onla­rın intikam alıcısıdır, dedi. Ardında Zeyd’e hitaben; Ey Zeyd kesinlikle seni dünyaya getiren anne seçilmiştir, dedi.”

Cabir bin Zeyd Cafi’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “İmam Bakır’ı gördüm. Kardeşini gördüğü zaman şu ayeti okudu;

فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِن دِيَارِهِمْ وَأُوذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّن عِندِ اللّهِ وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ

“Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katın­dadır.”

Ardında İmam Bakır, Zeyd’i göstererek dedi ki; Allah’a yeminler olsun ki o bu ayetin mısdakıdır.”

Ebu’l-Ferec İsfahani, Abdullah bin Cerir’in şunları söyle­diğini nakletmektedir: “Cafer bin Muhammed atını tutmuştu. Ata bindikten sonra elbiselerini düzeltti.”

Eğer bu sözler doğru olursa İmam Sadık’ın amcasına de­ğer verdiğini gösterir. Yaş olarak kendisinden büyük olan amca­sını babası gibi görüyordu. Bazı rivayetlerden İmam Sa­dık’ın Zeyd bin Ali’nin kıyamını onayladığı görülmekte­dir. Nitekim Zeyd bin Ali, İmam Sadık ile kıyamı hakkında meşveret ettiği zaman İmam Sadık amcasına; “Ey amca! Eğer öldürülmeyi ve bedeninin darağacına asılmasını isti­yorsan bu işi yap.” Zeyd, İmam Sadık’ın yanından ayrıldığı zaman İmam Sadık; “Onun yardım çığlıklarını işitip de yar­dımcı olmayana eyvahlar olsun” dedi.

Gerçi İmamiye kaynaklarında Zeyd’i kınayan hadisler de vardır ama bunlar senet açısından itimat edilmeyecek dere­cede zayıftırlar. Sayı açısından da övücü hadisler yerici ha­dislerden çok fazladır. Bu yüzden muhakkikler yerici hadis­leri merdut bilmişlerdir.

Zeyd’in Hocaları ve Öğrencileri

Önceden de belirttiğimiz gibi Zeyd herkesten önce babası İmam Zeynelabidin’den din ilmini öğrendi. Sonra da kardeşi İmam Bakır’dan dini eğitim aldı. Bunların dışında Aban bin Osman, Ubeydullah bin Rafi ve Urvete bin Zübeyr’den eği­tim aldı. Fakat onun Ahmed Emin Mısri ve diğerlerinin dile getirdiği Vasıl bin Ata’dan ders aldığı meselesi ispatlanma­dığı gibi uzak bir ihtimal olarak durmaktadır. Zira Vasıl bin Ata yaş olarak ondan küçük veya en fazla onunla yaşıttı.

En meşhur öğrencileri arasında aşağıdaki isimleri sayabi­liriz:

1- Mansur bin Mutemir bin Abdullah Selma Kufi (ö. 132 h.k).

2- Harun bin Acli veya Cafi Kufi ki Muslim’in hocaların­dandır. –Sahih-i Muslim’in yazarı-

3- Muaviye bin İshak bin Zeyd bin Haris Ensari, Zeyd ile birlikte şehit oldu.

4- Ebu’l-Carud Ziyad bin Munzur Hemedani, Zeydiye mezhebinin fırkalarından Caduriye fırkasının reisi.

5- Hasan bin Salih.

6- Ali bin Salih.

7- Muhammed bin Abdurrahman bin Ebi Leyla, İmam Sa­dık’ın ashaplarındandı.

8- Amr bin Halid Vasıti.

9- İsmail bin Abdurrahman Seddi, Kufe ulemasının önde gelenlerindendi (ö. 127 h.k).

10- Süleyman bin Mehran Amaş, Kufe ulemasının önde gelenlerindendi.

Şehit Zeyd’in İlmi Eserleri

Zeyd bin Ali’nin kaleme aldığı ve ona nispet edilen ilmi eserler aşağıda zikredilmiştir.

1- Garib el-Kur’an Tefsiri: İsminden de anlaşılacağı üzere Kur’an’daki zor ayetlerin tefsiridir.

2- el-Safve: Bu kitap Kur’an ayetlerine isnaden peygam­ber ve Ehlibeyt’inin diğer insanlardan üstünlüğünü ele al­mıştır.

3- Risale ila Ulema-i Ummet: İslam ümmetinin âlimlerine hitaben yazdığı bu risalede davet ve kıyamını açıklamıştır.

4- Menasiku’l-Hac: İsminden de anlaşıldığı üzere hac me­rasimi ve adapları hakkındadır.

5- Müsned-i İmam Zeyd adıyla bilinen fıkıh ve hadis mecmuası: Zeydi âlimler bu kitabın Zeyd bin Ali’ye ait ol­duğunu kabul etmiş ve bu eserin fıkıh ve hadis alanında ya­zılmış ilk eser olduğunu söylemişlerdir. Bazı Zeydi âlim­ler bu kitabı şerh etmişlerdir ki bunların en genişi Kadı Şera­fettin Hüseyin bin Ahmed Siyaği Yemeni’nin (ö. 1221 h.k) yazdığı el-Revz el-Nezir fi Şerh-i Mecmuu el-Fıkh el-Ke­bir adlı eserdir.

Her ne kadar yazar İmam Zeyd’in Müsned’ini ana mih­veri kılmışsa da konularının ispatı için Ehl-i Sünnet fıkhının ka­bul edeceği şekilde istidlallerde bulunmuştur. Bu yüzden Ehl-i Sünnet fıkhına çok fazla benzemektedir. Şeyh Muham­med Behit Mutii Hanefi Mısri bu kitap hakkında yazdığı tahkikinde: “Bu eserin birçok ahkâmi konusu İmam Ebu Hanife’nin mezhebine benzemektedir.”

Zeydiye ve Mutezile

Önceden de belirttiğimiz gibi bazı yazarlar Zeyd bin Ali’nin kelami itikadını Mutezile mezhebinin kurucusu Vasıl bin Ata’dan aldığına bu yüzden de Zeydiye kelamının Mute­zile kelamıyla uyum içinde olduğuna inanmaktadırlar. Bu faraziyeyi ilk defa dile getiren Şehristani’dir ve Zeyd’in Akait Usulü ilmini Mutezile mezhebinin kurucusu Vasıl bin Ata’dan öğrendiğini söylemektedir. Ondan sonra bazı Ehl-i Sünnet ve Zeydi yazarlar bu görüşü kabul edip nakletmişler­dir.

Fakat bu faraziyenin –daha önceden de belirttiğimiz gibi- sağlam bir dayanağı yoktur. Burada çağdaş bazı Zeydi âlimlerin bu faraziyenin reddinde dile getirdikleri beyanlara değineceğiz:

Yaygın hatalardan biri de akaid usulünde Zeydiye’nin Mutezile’ye nispet edilmesi ve İmam Zeyd’in Vasıl bin Ata’nın öğrencisi olduğunun söylenmesidir. Bu sözü yanlış­lıkla nakleden ilk kişi Şehristani’dir ve daha sonra gelenler bunu ondan almışlardır. Tabi Şehristani sözlerini ispatlamak için herhangi bir delil zikretmemiştir. Belki de Zeydiye ve Mutezile mezheplerinin birçok kelami konuda benzer gö­rüşlere sahip olması Şehristani’yi bu yanılgıya düşürmüştür. Tabii ki bu, bir fırkanın diğer fırkaya nispet edilmesi için yeterli delil değildir.

Bütün tarihçiler o dönemde ilim merkezinin Medine ol­du­ğunu çok iyi bilirler. Nitekim Ebu Hanife’den ilmini kim­den aldın diye sorulduğunda “Ben ilmin merkezi ve made­nin­deydim ve oranın âlimlerinin birinden ilim öğrendim” diye cevap verir. İlim öğrendiği kişiden kastı da İmam Sa­dık’tır. Zira iki yıl İmam Sadık’ın yanında ders okumuştur. Kendisi de bu hususta şunları söylemektedir: “Eğer o iki yıl olma­saydı Numan helak olurdu.”

Bütün bunlara rağmen Zeyd’in, ilmin merkezi ve kaynağı Medine’yi terk edip Usul ve Furu ilmini öğrenmek için Basra’ya gitmesi mantıklı mıdır? Bununla birlikte tarihi kaynaklar Vasıl bin Ata’nın ilmini ilim madeni ve kaynağın­dan yani Peygamber (s.a.a)’in Ehlibeyt’inden aldığını is­patlamaktadır. Zira o, Ali bin Ebutalib’in oğlu Muham­med’in mevalisi idi. İlmini Muhammed’in oğlu Ebu Haşim Abdullah bin Muhammed Hanefiye’den aldı. Hicri 101’de 21 yaşında Basra’ya gitti ve Hasan Basri’nin öğrencilerinden olan Amr bin Ubeyd ile arkadaş oldu. Onunla birlikte Hasan Basri’nin ders halkasına katıldı. Nihayet büyük günahları işleyenlerin akıbeti hususunda Hasan Basri ile ihtilafa düştü ve ondan ayrıldı. Amr bin Ubeyd de ona katıldı. Nihaye­tinde bu ikisi Mutezile mezhebinin rehberleri sayılmaktadır.

Eğer Zeyd’i illa da bir kelami mezhebe mensup kılmamız gerekirse Adliye mezhebine tabi olduğunu söylememiz daha yerinde olur. Zira bu isim adalet ve tevhide inanan herkesi kapsamaktadır. Bundan ötürü Kadı Abdulcebbar bin Ahmed Mutezili (ö. 415 h.k) ve Ahmed bin Yahya bin Murteza, Reşit halifeleri ve cebre inanmayıp da adaleti be­nimseyen Sahabeleri Adliye mezhebinin ilk silsilesinde zik­retmektedir. O, İmam Zeyd bin Ali ve Vasıl bin Ata’nın üstadı Ebu Ha­şim Abdullah bin Muhammed Hanefiye’yi üçüncü silsilede ve Vasıl bin Ata ile Amr bin Ubeyd’i de dördüncü silsile Adliye taraftarlarından zikretmektedir.

Bu delillere dikkat edildiğinde Peygamber (s.a.a)’in aile­sinin bu ferdinin Vasıl bin Ata’nın yanında ders okumadığı hususunda hiçbir şüphe kalmayacaktır. Zeyd’in Vasıl ile olan ilişkisi hususunda söyleyebileceğimiz son şey bu ikisi­nin İslam dünyasında iyiliği emretme ve kötülükten sakın­dırmanın icrası hususunda fikir teatisinde bulunduğudur.

Şehit Zeyd’in Kelami Görüşü

Önceki konulardan Zeyd bin Ali’nin risalet hanedanın ilim mahzeninden yani babası İmam Zeynelabidin ve kardeşi İmam Bakır’dan ders aldığı açıklığa kavuştu. Buna binaen Zeyd bin Ali’nin mebde ve mead ile ilgili meselelerde İmamiye akidesi ile aynı görüşü paylaşması gerekir. Bu, ona nispet edilen eserlerde de açıkça görünmektedir. Dolayısıyla Zeydiye mezhebinin bu husustaki akidesi aslında Zeydiye’nin diğer önderlerinin görüşleridir ve Zeyd bin Ali’nin görüşleri değildir. Zeydi âlimler ve bazı Mezhepler Tarihi uzmanları bu hususu Zeyd bin Ali’ye dayandırmışlar­dır ancak bunu ispatlayacak herhangi bir delil öne sürme­mişlerdir. Hatta eğer bazı Zeydi önderler akidelerini Zeyd’e dayandırsalar bile bundan Zeyd bin Ali’nin aynı görüşü be­nimsediğini çıkaramayız. Zira bu önderlerin kendileri görüş sahibi müçtehitlerdi ve kendi görüşleri ekseninde dile getir­dikleri bu düşünceyi Zeyd bin Ali’ye nispet vermiş olabilir­ler.

Dolayısıyla Zeyd’in, Allah’ın sıfatları, kaza ve kader, bü­yük günah işleyenlerin hükmü, beda, ricat, mehdeviyet ve buna benzer konularda Ehlibeyt imamlarına muhalif olduğu ve Zeydiye’nin dile getirdiklerinin Zeyd’ten alındığı husu­sunda hiçbir delil yoktur.

Aslında Zeyd bin Ali’nin hayatı bu hakikatin bir kanıtıdır. O ahkâm ve akit konularında imam olmaktan çok, zâlim Emevi devletine karşı silahlı mücadele imamıdır. Ona nispet edilen eserlerin çoğu da akaid ve âhkamdan çok tefsir ve hadis ile ilgili konuları içermektedir. Onun şunları söylediği rivayet edilmiştir: “Cihada hazır olan herkes bana katılsın. İlim ve marifet isteyenler de kardeşimin oğlu Cafer’in (İmam Cafer-i Sadık) yanına gitsin.”

Ehlibeyt İmamları ve Zeyd’in Kıyamı

Sponsorlu Bağlantılar

Ehlibeyt imamlarının hayatları incelendiğinde onların hiç­bir zaman zulüm ve sistemle barışık olmadıkları görülecek­tir. Bu yüzden Emevi ve Abbasi yöneticileri bu insanları istek ve emellerine muhalif gördükleri için farklı şekillerde onlara eziyet ve işkenceler etmiş, nihayetinde de şehit et­mişlerdir. Fakat Ehlibeyt imamlarının zâlimlere karşı mu­halefetleri farklıydı. Bu farklılığın kaynağı da yaşadıkları dönemin geti­risi olan farklı şartlar ve sosyal yapıydı. Zeyd bin Ali’nin kıyam ettiği dönemde Ehlibeyt imamları silahlı ayaklanmayı İslam ve Müslümanların maslahatına bilmi­yorlardı. Bununla birlikte eğer bir kişi veya bir grup zâlim ve fasık devlet aleyhine ayaklansaydı buna da engel olmu­yorlardı. Eğer bunun gerekli ve ilahi rızaya binaen ortaya çıkmış bir ayak­lanma olduğunu düşünselerdi farklı şekil­lerde bunu savu­nuyorlardı.

Bundan ötürü Zeyd bin Ali’nin ayaklanması Ehlibeyt imamlarının onayladıkları ve razı oldukları bir ayaklan­maydı. Nitekim Zeyd’in şehit olduğu haberi İmam Sadık’a verildiği zaman “Biz Allah’tan geldik ve ona döneceğiz” ayetini okuduktan sonra dedi ki: “Amcamın ödülünü Al­lah’tan istiyorum. O iyi bir amca idi. Dinimizi ve dünyamızı savunan bir insandı. Allah’a yeminler olsun ki Allah Re­sulü’nün, Ali’nin, Hasan’ın ve Hüseyin’in ashapları nasıl şahadete ulaştıysa o da şahadete ulaştı.”

Yine buyurdu ki: “Zeyd için ağlayan cennette onunla ola­caktır. Onu kınayan kimse katillerinin ortağı olacaktır.”

Buna benzer başka birçok rivayet de nakledilmiştir.

Merhum Şehid-i Evvel; “Kötülükten sakındırmak, öldür­mek gibi büyük bir günaha neden olacaksa bu fiili ancak imam yapabilir. İmam dışında başka birisi bunu yapamaz. Zira bu caiz değildir” görüşünü dile getiren kimselerin be­yanlarını ele alıp eleştirir. O bu insanların dile getirdikleri “Muhammed bin Eşas ile büyük bir tabiin grubu Haccac bin Yusuf’a karşı ayaklandı ve hiçbir İslam âlimi de buna karşı çıkmadı” delilini dile getirdikten sonra Zeyd bin Ali’nin kıyamı hususunda şöyle demektedir: “Zeyd bin Ali’nin ayaklanması diğer Alevi ayaklanmaları gibi itaati farz olan imamın izniyle gerçekleşmiş olması muhtemeldir.”

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


Henüz yorum yok! İlk yorumlayan siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir