Para Nasıl İcat Edildi?

Sponsorlu Bağlantılar

Para Ne İşe Yarar?

Para mal ve hizmetler   için  kullanılan bir çeşit değişim aracı olarak tanımlanabilir. Para icat edilmeden önce değiş tokuş yoluyla ticaret yapılıyordu.

Doğrudan doğruya takas yapan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında diğer takaslar için geçerli olması, parayı diğer takas araçlarından ayıran önemli bir özelliktir.

Lidya’lılar ve Paranın Bulunuşu

Lidya, Anadolu’da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları.

Yer olarak kabaca Anadolu’nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos) Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.

Lidya’da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi “Atyadlar”, ikincisi “Heraklidler”, üçüncüsü “Mermnadlar” Hanedanları’dır. İlk iki hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar’ın kökeninin Anadolu’nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Önceleri Hint,Avrupa dil grubundan olduğu şeklinde tanıtılan Lidya dili,bugün Tarihçi Heredot’un aktardığı gibi, Orta Asya kökenli bir millet olarak, Ural-Altay dil grubu’ndan bir dil kullandıkları, son verilerle kesinlik kazanmış ve lidya dil grubu Arkeoloji Tarihinde yerini almıştır…

Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar Hanedanının ilk kralı olan Gyges’ten itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi Heredotos’tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges’in Miletos, Smirna ve Kolophon (Değirmendere)’a karşı saldırgan bir politika izlediğini söylemiştir. Gyges’ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes’in Smirna ve Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat Alyattes, Klazomenaililer’le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos’lu Thales ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

Lidyalılar’ın Yunanlılar’la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos (560-547) dönemidir. Kroisos’da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler içine girmiştir.

M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes’i ele geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl boyunca Pers egemenliğine girmiştir.

Lidya’nın insanlık tarihine en büyük katkısı “sikke”yi icat etmiş olmalarıdır. Başkent Sardes’in içinden geçen Paktalos Irmağı’nın alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı “elektron” madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos zamanında ortaya çıkmıştır.

Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine Lidyalılar’ın Yunanlılar’la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu (Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların koruyucusu-Santas’dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.
Dünyanın en eski para örnekleri,M.Ö. 7. yüzyıldan kalmadır. Aynı zamanda gerçek anlamda paranın ilk örnekleri olan bu kalıntılar, Türkiye’nin batısında, Lidyalıların yaşadıkları topraklarda bulundu. Fasulye biçimindeki bu madeni paralar altın ve gümüşten yapılmıştı.

Paraların bir yüzünde kralı simgeleyen aslan ve boğa motifi, öteki yüzünde de değerini gösteren işaretler vardı. Zamanla para kullanımı Batı Anadolu’dan tüm Akdeniz ülkelerine yayıldı. M.Ö. 320 yılında bir yüzüne Büyük İskender’in profili basılan paralar yapıldı. O dönemde, Büyük İskender Tanrı olarak kabul edilmeye başlanmıştı. Daha sonra başka kral ve imparatorların portreleri de paralar üzerinde görüldü. Kâğıt paraların ilk kullanımı ise 11. yüzyılda oldu.

Moğol İmparatoru Kubilay Han, askerlerinin maaşlarını kâğıt para ile ödemeye başladı. Avrupa’da ise kâğıt para ilk kez 1661 yılında Stockholm’de basıldı. Birkaç yıl sonra İngiltere’de de kâğıt paralar görülmeye başlandı. Amerika kıtasında ilk kâğıt banknotlar, 18. yüzyılda ortaya çıktı.

Para, alışverişte bir ödeme aracı olarak kullanılan para, günümüzde genellikle made­ni para, kâğıt para ya da banknot ve banka mevduatından oluşur. Banka mevduatı, in­sanların banka hesaplarında bulunan ve iste­dikleri zaman kullanabilecekleri paradır.
Para, alım satımlarda bir ödeme aracı olmanın yanı sıra, toplum tarafından kabul edilen ortak bir değer ölçüsü ve servet birik­tirme aracıdır. Metrenin insanların boylarını, kilogramın ise ağırlıklarını ölçmekte kullanıl­ması gibi, para da onların ceketlerinin, kitap­larının, bisikletlerinin değerini ölçer. Para, bir malın değerini başka malların değerleriyle karşılaştırarak ölçer, yani malların birbirleriy­le değiştirilme oranlarını belirler. Ortak değer ölçüsü olarak, değiştirilecek malların biri karşılığında öbüründen ne kadar verileceği parayla ölçülür.

Malların para olmadan birbirleriyle takas edildikleri bir durumu düşünelim. İki ayrı kişinin elinde eşit değerde olduğu varsayılan bir somun ekmek ile bir parça çikolata bulun­sun. Bu iki mal birbirleriyle sahiplerinin hiçbir kaybı olmaksızın takas edilebilir, ama çikolata ekmeğe göre daha değerliyse, bu takastan çikolatanın sahibi zararlı çıkacaktır.

Sponsorlu Bağlantılar

Malların çeşitlendiği ve çoğaldığı bir ortam­da malın malla değiştirilmesi olanaksızlasın Böylece bütün malların değerinin ortak bir ölçüyle saptanması gerekir. Bir parça çikolata almak için şekerciye gidildiğinde, ödeme ek­mekle değil, parayla yapılır. Para burada çikolatanın değerinin yerine geçer.

Para bir değer ölçüsüdür, ama kilogram ya da metre gibi değişmez bir ölçü değildir. Değeri zaman içinde değişebilir. Para kendi değerini ölçemez, onun değeri satın alabilece­ği mallarla ölçülür. Paranın değeri düştüğün­de satın alabileceği mal miktarı azalır, yani malların fiyatları yükselir.

Paranın değeri insanların ona duydukları güvene bağlıdır. Kendi ödemelerinde bu pa­rayı kullanabileceklerine inanan insanlar, ürettikleri mallar ya da verdikleri hizmetler karşılığında kâğıt ya da madeni para almayı kabul ederler.

Geçmişte bazen paraya duyulan güven azalmış ve ülke parası değerini yitirmiştir. Bunun bir örneği 1930′larda Almanya’da yaşanmıştır. Marka duyulan güven azalınca, Almanlar paradan kaçarak tüketim mallarına yöneldiler. Para olarak ödenen ücretlerini hızla harcadılar. Fiyatlar yükseldi, enflasyon tırmandı ve sonunda bir somun ekmek almak için bile çuvalla para gerekir oldu. Bu sorunu çözmeye çalışan hükümet, ilk önceleri gide­rek daha yüksek tutarlı, hatta 1 trilyon marklık paralar bastı. Sonuçta yeni bir para yaratarak halkı bu paranın değerini koruyaca­ğına inandırmak zorunda kaldı.

Birçok ülkede ödemeler artık gerçek paray­la değil çekler ve kredi kartlarıyla yapılmakta­dır. Genellikle güvenlik nedeniyle büyük ödemeler için bu yöntemden yararlanılır. Örneğin, otomobil alımında çek kullanmak banknot destelerinin el değiştirmesinden da­ha güvenlidir. Böylece, para banka hesaplan arasında yer değiştirir. Küçük alımlarda ise kâğıt ve madeni paraların kullanılması işleri kolaylaştırır.

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


Henüz yorum yok! İlk yorumlayan siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir