İmam Muhammed Taki Hayatı

Sponsorlu Bağlantılar

İmam Muhammed Taki Kimdir?

Adı :Muhammed
Künyesi:Ebu Cafer
Lakabı:Taki
Baba adı : Ali
Anne adı: Hayzeran
Doğum yeri: Medine
Doğum tarihi: 10 Recep 195 hk.
Peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığı: Torunu
Şehadet yılı :Z.kede ayının sonu 220 hk.
Şehadet yeri :Bağdat Irak
Şehadet sebebi : Abbasi halifelerinden Mutesim’in zehirlemesi

Sponsorlu Bağlantılar

Çocukluk Dönemi

Hz. İmam Rıza aleyhisselam’ın kırk küsur yaşında olmasına rağmen daha bir çocuğu olmaması Şiileri endişelendiriyor; çünkü Resul-i Ekrem (s.a.a) ve geçmiş İmamlar’dan ulaşan rivayetlere göre dokuzuncu İmam’ın  İmam Rıza (as)’nın  oğlu olacağına inanıyorlardı. İşte bu nedenle Allah Teala’nın İmam Rıza aleyhisselam’a bir çocuk vermesini dört gözle bekliyor, hatta bazen İmam’ın huzuruna giderek Allah Teala’nın kedisine bir oğul vermesi için dua etmesini istiyorlardı. O hazret ise onlar teselli ederek şöyle buyuruyordu:”Allah Teala bana, benim mirasçım ve benden sonra İmam olacak bir oğul verecektir.”
Nihayet İmam Rıza (as)’ın haber verdiği gibi hicri 195 de yani İmam  ortalama 47 yaşında iken Allahu Teala bir erkek çocuğu verdi. İmam Taki (as) yedi yaşındayken babası vefat etti ve Allah’ın müminleri imtihan sünneti bir daha gerçekleşti yani İsa (as) kundakta nübuvvet makamına erişmesi  gibi İmam Taki de çocuklukta İmamet makamına erişmişti.

İmamet Dönemi

Değerli babasından sonra Allah’ın emri ve önceki İmamlar’ın bildirmeleri üzerine imamet makamına ulaştı. Babası şehit olurken kendisi Medine’de idi. Me’mun’un emriyle hilafet merkezi olan Bağdat’a getirildi. Zahirde bir çok ilgi ve muhabbet gösterdiler. Hatta Me’mun, kızını İmam’la evlendirip, İmam’ı Bağdat’ta kalmaya mecbur etti. Bu vesileyle İmam’ı içten ve dıştan gözaltına aldı. Bir süre sonra İmam (a.s) Me’mun’dan izin alarak Medine’ye döndü ve Me’mun ölünceye kadar Medine’de kaldı. Me’mun’dan sonra Mu’tasım hilafeti ele geçirince, tekrar İmam’ı (a.s) Bağdat’a çağırttı ve orada göz altında bulundurdu.

Şehadet

İmam (a.s) 25 yaşına kadar önce Memun’un sonrada Mutasım’ın konturolü altında yaşadı ama  Kum, Kufe gibi çeşitli  yerlerdeki şiaları ile gizli irtibatını kesmedi bunu farkeden Mutasım İmam’a karşı olan korkusunundan dolayı Onu hanımı aracılığu ile zehirletti ve İmam bu zehirlenme sonucu şehadete ulaştı. .[1]

İmam Cevad(as)’ın Sözlerinden Kırk Hadis

Allah’a Güvenmenin ve O’na Tevekkül Etmenin Neticesi

1- “Kim Allah’a güvenirse, Allah onu sevindirir. Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Allah’a güvenmek, bir kaledir ki, emin müminden başkası ona sığınmaz. Allah’a tevekkül etmek, kötülükten kurtuluş ve her düşmana karşı sığınaktır. Din izzet, ilim hazine, susmak ise nurdur. Zühdün son derecesi, çok takvalı olmaktır. Bidatler gibi, dini yıkan bir şey olmaz. Tamah gibi insanları bozan bir şey bulunmaz! Halk yöneticiyle düzelir. Belalar duayla uzaklaştırılır.”[1]

Facir Kimseye Ümit Edenin Mahrumiyete Uğraması

2- “Kim facir bir kimseye ümit bağlarsa, en küçük cezası mahrumiyet olur.”[2]

Allah’ın (c.c) Peygamberlerden Birine Vahyi

3- “Allah-u Teala peygamberlerden birine şöyle vahiy etti: Dünyada zahitlik yapman rahatlığını çabuklaştırır; her şeyden kopup bana yönelmen seni benin yanımdan aziz kılar; (bu amellerin iyi de) fakat benin için biriyle düşman veya dost oldun mu?”[3]

Bir İşe Şahid Olup Da Ondan Hoşlanmayanın Durumu

4- “Kim bir işe şahit olup da ondan hoşlanmazsa, onu görmeyen kimse gibi olur; kim de bir işi görmeyip de ona razı olursa, o işte bulunan kimse gibi olur.”[4]

Cahilin İhtilafa Sebep Olması

Sponsorlu Bağlantılar

5- “Cahil susarsa, insanlar ihtilafa düşmez.”[5]

İmam (a.s)’ın Dostlarından Birine Tavsiyesi

6- İmam (a.s) dostlarından birine şöyle yazdı:

“Biz bu dünyada birbirimizden ayrıyız. Ama (ahirette) kimin fikir ve inancı, arkadaşının fikir ve inancının aynısı olursa, nerede olursa olsun, o da onunla birlikte olur; çünkü asıl yerleşme yurdu ahiret yurdudur.”[6]

Konuşan Birini Dinlemenin Hükmü

7- “Kim bir konuşanı dinlerse, ona tapmış olur; konuşan Allah’tan konuşursa, Allah’a tapmış olur; konuşan şeytanın diliyle konuşursa, şeytana tapmış olur.”[7]

Hikmetli Sözler

8- “Tövbeyi geciktirmek, aldanıştır. Yapılacakları ertelemek, şaşkınlıktır. (Günah işlemek amacıyla) Allah’a karşı mazaret aramak, helâk olmaya sebep olur. Günah işlemekte ısrar etmek, kendini Allah’ın tuzağından güvende bilmenin sunucudur. Oysa “…Allah’ın tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan topluluktan başkası güvende olmaz.”[8]

Masrafa Katlanmayanın Nimetlerinin Yok Olmaya Hedef Kılınması

9- “Allah’ın nimetleri bir kimseye çoğaldıkça, insanların ona ihtiyacı da çoğalır; kim bu zahmete katlanmazsa, o nimetleri yok olmaya hedef kılar.”[9]

Bir İş Yapmak İçin Dört Hasletin İnsana Yardımcı Olması

10- “Dört haslet, bir iş yapmak için insana yardımcı olur: Sıhhat, zenginlik, ilim ve tevfik.”[10]

İmam (a.s)’ın “Bana Nasihat Edin” Diyen Birisine Tavsiyesi

11- “Adamın biri İmam (a.s)’a; “Bana nasihat eden” deyince İmam (a.s); “Kabul eder misin?” diye sordu. Adam; “Evet, kabul ederim.”dedi. bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Sabrı kendine yastık et; fakirlikten çekinme; şehvetleri (lezzetleri) terk et; heva ve hevese muhalefet et ve bil ki, Allah’ın gözünden uzaklaşamazsın; öyleyse nasıl bir halde olacağına dikkat et.”[11]

Zulme Ortak Olanlar

12- “Zulmü yapan, ona yardım eden ve ona razı olan, o zulümde ortaktırlar.”[12]

Allah İle Mustağni Olmayı Dilemenin Halkın Kendisine Muhtaç Olmasına Sebep olması

13- “Kim Allah ile müstağni olmayı dilerse, insanlar ona muhtaç olur ve kim Allah’tan çekinirse, insanlar onu sever.”[13]

Bir İşi Sağlamlaşmadan Önce Açıklamanın Zararı

14- “Bir işi sağlamlaşmadan önce açıklamak, o işin bozulmasına sebep olur.”[14]

Her Yüceliğin Merdiveni

15- “Allah-u Teala’ya güvenmek, her değerli şeyin pahası ve her yüceliğin merdivenidir.”[15]

Kefili Allah Olanın Zayi Olmaması

16- “Kefili Allah olan bir kimse, nasıl zayi (çaresiz) olabilir? Allah’ın aradığı bir kimse nasıl kurtulabilir? Kim Allah’tan kopup başkasına ümit bağlarsa, Allah onu kendisine bırakır. Kim bilgisi olmaksızın bir iş yapmaya kalkışırsa, bozduğu düzelttiğinden daha çok olur.”[16]

Allah’ın Sevgisini Kazanmanın Yolu

17- “Allah’ın muhabbet ve sevgisini kazanabilmek için, birçok insana düşman olmamız gerekir.”[17]

Az ve Öz Bir Nasihat

18- “İmam (a.s): “Bana az ve öz bir nasihatte bulun” diyen bir şahsa şöyle buyurdular: “Kendini dünyadaki ardan (utanç verici işleri yapmaktan) ve ahiretteki nardan (ateşten) koru.”[18]

Vazifelerini Yapmayan Hiyanetkar Alimler

19- “Eğer alimler, öğüt vermekten çekinir, şaşkın ve sapık birini görüp de onu hidayet etmez ve (ruhu) ölü birini görüp de onu diriltemezlerse, kendilerine hıyanet etmiş olurlar.”[19]

İlahî Takva

20- “İlahi takvayı sana tavsiye ediyorum; çünkü İlahî takva, insanı helâk olmaktan kurtarır ve kıyamet günü onun için büyük bir kazanç sayılır. Yüce Allah, takva vasıtasıyla kulunu, aklı ermediği tehlikelerden korur, körlük ve cehilliğini takvayla giderir. Hz. Nuh ve gemide onunla beraber olanlar, takva vasıtasıyla boğulmaktan kurtuldular. Nitekim hz. Salih ve onunla birlikte bulunanlar da takva vasıtasıyla yıldırımdan kurtuldular. Sabredenler de, takva vasıtasıyla, kurtuluşa kavuştular.”[20]

Kötü Adamın Kılıca Benzemesi

21- “Kötü adamla dost ve arkadaş olmaktan kaçın; çünkü o, görünüşü güzel, ama etkisi kötü olan kılıca benzer.”[21]

Doğru Yolu Gizleyenin Zulüm Yapmış Olması

22- “Senin isteğine uyup da doğru yolu senden gizleyen kimse, sana zulüm yapmıştır.”[22]

Müminin İzzeti

23- “Müminin izzeti, halka muhtaç olmamasındadır.”[23]

Halkla Sevmediği Bir Şeyle Karşılaşmamak

24-“Hiç kimseyle, sevmediği bir durumla karşılaşmamak, yiğitliğin kemalindendir.”[24]

Heva ve Hevese Uymanın Düşmanı Arzusuna Kavuşturması

25- “Heva ve hevesine uyan, düşmanını arzusuna kavuşturmuştur.”[25]

Müminin Kendisine Muhtaç Olduğu Üç Şey

26- “Mümin üç şeve muhtaçtır: Allah’tan olan başarıya, nefsinden olan öğütçüye, nasihat edenin nasihatini kabul etmeye.”[26]

Amellerin Ziyneti

27- “İffetli olmak (şeref ve haysiyeti korumak) fakirliğin, şükretmek zenginliğin, sabretmek belanın, tevazu soyluluğun, fasih konuşmak konuşmanın, ezberlemek rivayetin, alçak gönüllülük ilmin, güzel edep aklın, güler yüzlülük cömertliğin, huşu namazın, masrafları azaltmak kanaatin, boş işleri terk etmek ise takvanın ziynetidir.[27]

Temkinli Davranmanın Neticesi

28- “Temkinli davran ki, hedefine ulaşasın veya ona yaklaşsın.”[28]

Güvenilir Kardeşlerin Hazine Olması

29- “Güvenilir kardeşler, birbirlerinin hazineleridir.”[29]

Şükretmenin, Nimetin Artmasına Sebep Olması

30- “Kullar şükretmeyi kesmedikçe, Allah-u Teala da nimetlerini artırmayı kesmez.”[30]

İyilik Yapanların, İyiliğe İhtiyaçları Olanlardan Daha Çok Muhtaç Olmaları

31- “İyilik yapanlar, yaptıkları iyiliklere, iyiliğe ihtiyaçları olanlardan daha çok muhtaçtırlar. Çünkü iyiliğin mükâfatı, iftiharı ve anısı iyilik yapanlar içindir. Öyleyse iyilik yapan bir adam, önce kendisine iyilik yapmıştır.”[31]

Üç Şeyin, Kulu Allah’ın Rızasına Kavuşturması

32- “Üç şey, kulu Allah’ın rızasına kavuşturur: çok af dilemek, yumuşak huyluluk, çok sadaka vermek. Üç haslete sahip olan kimse de pişman olmaz: Aceleyi terk etmek, istişarede bulunmak ve karar aldığında Allah’a tevekkül etmek.”[32]

Mudara Etmeyenin Sevilmeyecek Durumlarla Karşılaşması

33- “Mudara etmeyen, sevmediği durumlarla karşılaşır.” [33]

İşin Giriş Yollarını Bilmeyenin O İşten Çıkmaktan Aciz Olması

34- “Bir işin giriş yollarını bilmeyen, çıkış yollarında aciz ve takatsiz kalır.”[34]

Denemeden Bir Şeye İtimat Edenin Kendisini Tehlikeye Atmış Olması

35- “Deneyip sınamadan bir şeye itimat eden, kendisini tehlikeye ve zahmetli bir sonuca maruz bırakmış olur.”[35]

Kardeşine Gizlide Öğüt Verenin Onu Süslemiş Olması

36- “Kardeşine gizlide öğüt veren, onu süslemiştir; ona açıkta (başkalarının yanında) öğüt verense, onu lekelemiştir.”[36]

Şükredilmeyen Nimetin Bağışlanmayan Günaha Benzemesi

37- “Şükredilmeyen nimet, bağışlanmayan günaha benzer.”[37]

En İyi Bağış

38- “Afiyet, Allah’ın en iyi bağışıdır.”[38]

Bir İşi Zamanı Gelmeden Yapmaya Kalkışanın Pişman Olması

39- “Bir işi, zamanı gelmeden yapmaya kalkışmayın; yoksa pişman olursunuz. Ömrün süresini uzun saymayın; yoksa kalbiniz katılaşır. Zayıf insanlara merhametli davranarak Allah’ın merhametini dileyin.”[39]

Bilin ki …

40- “Bilin ki, Halim ve Alim olan Allah Tebareke ve Teala, ancak rızasına razı olmayanlara (O’nun rızasına uygun amel etmeyenlere) gazap eder; bağışını, sadece reddedenlerden esirger ve yalnızca hidayetini kabul etmeyenleri saptırır.”[40]

Kaynaklar

[1] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 35

[2] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 436

[3] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 951

[4] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953

[5] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 36

[6] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953,h.8

[7] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 956

[8] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953

[9] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 428

[10] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 438

[11] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 951,h.1

[12] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 432

[13] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 429

[14] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 955, h. 12

[15] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[16] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[17] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 363

[18] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 439

[19] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 361

[20] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 358

[21] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[22] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[23] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 365

[24] – Nur’ul-Ebsar, s. 108

[25] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[26] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 358

[27] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 434

[28] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[29] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 362

[30] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 955

[31] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 437

[32] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 438

[33] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[34] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[35] – Nur’ul-Ebsar, s. 108

[36] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 877

[37] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364

[38] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 36

[39] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 431

[40] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 359

İmam Cevad(as)’ın Faziletleri ve Siresi

1- Resulullah (s.a.v)’e Benzemesi

İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:

“Hamd Allah’a ki, O, bende ve oğlum Muhammed’de (İmam Muhammed Takî’de), Resulullah (s.a.a) ve oğlu İbrahim’den bir örnek ve benzerlik kıldı.”[1]

2- Mübarek Mevlut

Yahya San’ânî diyor ki:

Ben, İmam Rıza (a.s) Mekke’de olduğu bir sırada O’nun yanına vardım. İmam (a.s) muzun kabuğunu soyarak Ebu Cafer’e (İmam Muhammed Taki’ye) yediriyordu.

İmam’a: “Sana feda olayım, mübarek mevlut bu mu?” diye sorduğumda buyurdular ki:

“Evet ya Yahya, bu o mevluttur ki, Şiilerimize ondan daha bereketli biri İslam aleminde dünyaya gelmemiştir.”[2]

3- Özelliği

İbn-i Sabbağ-i Malikî diyor ki:

“İmam Muhammed Taki (a.s) görünüşü parlak ve mutedil (uygun) bir yapıya sahipti. Yüzüğünün nakşı ise şuydu: “Ni’m’el-kadir-u Allah” (Allah ne güzel kadirdir.)”[3]

4- Yüzüğünün Kaşının Yazısı

Tarihçi Taberi diyor ki:

“İmam Cevad’ın (Muhammed Taki’nin) yüzüğünün kaşının yazısı şuydu: “el-İzzetu lillah” (İzzet Allah içindir.)[4]

5- İmamet Yüzüğü

Muhammed bin İsa diyor ki:

(İmam Rıza ve İmam Cevad’ın özel ashabından olan) Muvaffak’tan şöyle dediğini duydum:

“Ebu Cafer-i Sanî (İmam Muhammed Takî -a.s-) yanıma yaklaşarak parmağındaki yüzüğü bana gösterdi… Onun kaşına “Hasbiyellah” (Allah bana yeter) yazılmıştı; üst tarafı hilal, alt tarafı ise bir gül şeklinde idi.

İmam’a: “Bu kimin yüzüğüdür?” diye sordum.

Buyurdular ki: “Babam Ebu’l-Hasan (İmam Rıza’n)’ın yüzüğüdür.”

“Senin eline nasıl geçti” diye sorduğumda da buyurdular ki: “Babam vefat ettiğinde onu bana verdi ve sonra buyurdular ki: “Onu elinden çıkarıp oğlum (torunum) Ali’den başkasına verme.”[5]

6- Fazilet ve Üstünlüğü

Memun (kendisine yöneltilen tenkitlere cevaben) şöyle dedi:

“Ebu Cafer Muhammed bin Ali’ye (İmam Muhammed Taki’ye) gelince; O, yaşının küçük olmasına rağmen ilim ve fazilet ehli bütün kimselerden üstün olduğundan ve onda olan şaşırtıcı yetenekten dolayı onu (kendime) damat seçtim. Onda tanıdığım faziletlerin halka aşikar olmasını ve böylece hakkın, onun hakkındaki gördüğüm şeyin tâ kendisi olduğunu öğrenmelerini ümit ederim.”[6]

7- Namazdaki Elbisesi

Ali bin Mehziyar diyor ki:

“İmam Muhammed Taki (a.s)’ın, farz ve müstahap namazlarını sansar postunda (veya bir çeşit ipek ve yünlü dokumalı elbiseyle) kıldığını gördüm. O, aynı elbiseden bana da bir cüppe giydirdi.[7]

8- Sıfatları

İmam Rıza (a.s), oğlu İmam Cevad (a.s)’ın sıfatlarını şöyle sıralıyordu:

“O, doğru konuşan, sabırlı, faziletli, müminlerin gözlerinin nuru, kafirlerin ise öfkesine sebep olandır.”[8]

9- Halkın İmam (a.s) Hakkındaki Sözü

Halk İmam Cevad (a.s) hakkında şöyle diyordu:

“Peygamber ailesinin ucubesi (şaşırılacak ferdi), asrın ender şahsiyeti, zamanın eşsiz insanı, ikinci İsa, keramet sahibi, mucizelerle teyit olunmuş, Resulullah’ın nesli…”[9]

10- Lâkapları

İbn-i Şehraşub diyor ki:

İmam Muhammed Takî (a.s)’ın lâkapları şunlardır:

“Muhtar” (seçkin), “Murtaza” (Allah’ın beğendiği), “Mütevekkil” (Allah’a tevekkül eden), “Muttakî” (Günahlardan kaçınan), “Zeki” (tertemiz-masum), “Takî” (Allah’tan korkan-dindar), “Münteceb” (seçilmiş), “Kani’” (kanaat eden), “Cevad” (bağışta bulunan-cömert), “Alim” (bilgin, ilim sahibi).”[10]

11- İlim ve Bilgisi

Şiî olan Taberî diyor ki:

“Memun, kızını İmam Cevad (a.s)’la evlendirmeye karar verince, Beni Abbas kabilesi büyükleri toplanarak ondan böyle bir işi yapmamasını istediler. Memun onlara cevaben şöyle dedi:

“Allah’a and olsun ki o, Allah, Resulullah ve onun sünnet ve ahkamı hakkında hepinizden daha alim ve daha bilgilidir.”[11]

12- Memun’un İmam (a.s)’a Saygısı ve İhtiramı

Şeyh Mufid (r.a) şöyle diyor:

Memun, İmam Muhammed Taki (a.s)’ın yaşta küçük olmasına rağmen onda görmüş olduğu fazilet, olağan üstü ilim, hikmet, edep ve kendi zamanının şeyhlerinin eşit olamayacağı aklının kemalinden dolayı ona hayran olmuştu. İşte bundan dolayı kızı Ümm-ü Ferve’yi onunla evlendirdi ve onu İmam (a.s)’la birlikte Medine’ye gönderdi. Memun, haddinden fazla İmam (a.s)’a ikram ve ihtiram ederek onun makam ve şahsiyetini yüceltiyordu.”[12]

13- Hz. Musa İle Hz. İsa’ya Benzemesi

İmam Rıza (a.s) ashabına buyurdular ki:

“Benim için, denizleri yaran İmran oğlu Musa’ya ve annesi onu doğurmakla kutsallaşan ve tertemiz yaratılmış olan Meryem oğlu İsa’ya benzer bir evlât dünyaya geldi.”[13]

14- Esmerliği

İbn-i Şehraşub diyor ki:

“İmam Muhammed Taki (a.s) çok esmerdi (buğdaysı bir rengi vardı). Şüpheciler, o Mekke’de olduğu sırada onun hakkında şüphe etmeye başladılar. Bundan dolayı onu, fizyonomi (iz takibi) uzmanına gösterdiler. Onlar, İmam’a baktıklarında yüz üstü yere kapandılar. Daha sonra kalkarak şöyle dediler: “Yazıklar olsun size, bu inci (nur saçan) yıldızı ve parlayan nuru bizim gibilere mi sunuyorsunuz?”[14]

15- Şia’nın Şefaatçisi

Resulullah (s.a.v) buyurmuştur ki:

“… Allah-u Teala, Hüseyin’in sulbünde, mübarek, pâk, tertemiz ve beğenilmiş bir nütfe karar kılmış ve onu Muhammed bin Ali (Muhammed Taki) olarak adlandırmıştır. İşte O, şiilerinin şefaatçisi ve ceddinin ilminin varisidir. Onun için apaçık bir nişane ve pek aydın bir hüccet (delil) vardır.”[15]

16- İmam (a.s) Açısından Can ve Mal

Ravi diyor ki:

İmam Muhammed Taki (a.s) için götürülmekte olan çok değerli bir kumaş yolun yarısında çalındı. Kumaşı götürmekle sorumlu olan şahıs, bir mektup yazarak olayı İmam’a bildirdi. Bunun üzerine İmam (a.s) kendi mübarek yazısıyla şöyle bir mektup yazdı:

“Bizim canımız ve malımız, Allah’ın tatlı bağışlarından ve emanet edilen ödünçlerindendir. Dilediği şeyden, bizi memnunluk ve hoşnutlukla faydalandırır. Dilediği şeyi de, ecir ve sevap karşısında bizden alır. O halde kimin sabırsızlığı sabrına galip gelirse, ecri yok olur. Biz bu durumdan Allah’a sığınıyoruz.”[16]

İmam (a.s)’ın İbadî Siresi

17- Namazı

Allame Meclisi (r.a) rivayet etmiştir ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s)’ın namazı dört rekattır. Her rekatta “Fatiha” suresi bir defa, “İhlas” suresi ise dört defa okunur… Namazdan sonra da yüz defa Peygamber ve âl’ine salavat getirilir. Daha sonra (bu namazı kılan) Allah’tan hâcetini diler.”[17]

18- Ayın İlk Gününde Kıldığı Namaz

Ebu Cafer Muhammed bin Ali (İmam Muhammed Takî –a.s-), yeni ay girdiğinde, o ayın ilk gününde iki rekat namaz kılardı. İlk rekatta bir defa “Fatiha” suresini, ayın sonuna kadar her gün için de (yani otuz defa da) “İhlas” suresini okurdu. İkinci rekatta ise (yine bir defa) “Fatiha” suresini, otuz defa da “Kadir” suresini okurdu. Daha sonra mümkün olduğu kadar sadaka verirdi. İşte böylece o ayın hepsinin esenliğini satın almış olurdu.”[18]

19- Duası

İmam Muhammed Takî (a.s)’ın duası şudur:

“Ey fani olan ruhların ve çürüyen cisimlerin rabbi olan Allah, dostlarına dönecek olan ruhların itaati hürmetine senden istiyorum ki… Muhammed ve Âl-i Muhammed’e salat ve rahmet edesin, nuru gözümde ve yakini kalbimde karar kılasın; gece ve gündüz zikrini dilime cari edesin ve iyi amelleri (yapabilme başarısını) bana lütfedesin.”[19]

20- Kunut Duası

İmam Muhammed Takî (a.s)’ın kunutta okuduğu dua:

“Allah’ım, bağışların ard arda, ihsan ve lütufların peş peşe, nimetlerin ise tam ve kamildir (çoktur); oysa bizim şükrümüz az, hamdımız (övgümüz) ise yetersizdir; sen ise kusurlarını itiraf edene şefkatli davranmaya layıksın…”[20]

21- Kunutta Okuduğu Diğer Bir Duası

İmam Muhammed Takî (a.s) kunutta şu duayı da okuyordu:

“Allah’ım, sen, sayıyla evvel olmayan evvelsin; sınırlanmayla son olmayan sonsuzsun; bizi inşa (yoktan var) ettin, bir illetin zorlamasıyla değil; bizi icat ettin, bir ihtiyaçtan dolayı değil; hayır, ihtiyar sahibi olduğun halde bizi kendi hikmetinle yoktan yarattın…”[21]

22- Yolculuktaki Duası

İmam Muhammed Takî (a.s) yolculukta şu duayı okurlardı:

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’ım, yolculuğa çıkmak istiyorum, onu bana hayırlı kıl; akıl ve mantık üzere olan doğru bir yolu bana göster ve onu bana ilham et; azmimi istikametle beraber kıl; büyük bir nasip ve kerametle beni faydalandır ve beni en güzel bir şekilde hıfz et ve koru.”[22]

23- Tesbihi

İmam Muhammed Takî (a.s)’ın ayın on ikisiyle on üçündeki tespihi (zikri) şöyleydi:

“Münezzehtir O Allah ki, memleketinin halkına (idaresi altında olanlara) zulmetmemektedir. Münezzehtir O Allah ki, yeryüzü halkını çeşitli azaplarla muaheze etmemektedir. Tek olan Allah münezzehtir ve hamd O’na mahsustur.”[23]

24- Hırzı (Muskası)

İmam Muhammed Takî (a.s)’ın hırzı (muskası) şöyleydi:

“Ey nur, ey burhan, ey mubin (aşikar), ey munir (aydınlatan), ey Rabbim! Beni zamanın şer ve âfetinden koru; senden, sûra üflendiği gün (kıyamet günü) kurtuluşu diliyorum.”[24]

25- Resulullah (s.a.a) İle Fatıma (a.s)’ın Kabirlerini Ziyaret Etmesi

Abdullah bin Zerin diyor ki:

“Ben Medinet’ur- Resul’a yakındım; Ebu Cafer (İmam Muhammed Takî) (a.s)’ın her gün öğle vakti camiye geldiğini, caminin avlusunda piyade olduğunu, Resulullah (s.a.a)’in kabrine doğru gittiğini, ona selam verdiğini, sonra Fatıma (a.s)’ın evinin bulunduğu yere döndüğünü ve ayakkabısını çıkararak orada namaza durduğunu sürekli görüyordum.”[25]

26- Muhrim İken Gölgeden Kaçınması

Kasım bin Saykal diyor ki:

“Ben, İmam Muhammed Takî (a.s) kadar hacda gölgeden kaçan bir kimse görmedim. O muhrim (ihramlı) olduğunda, kecavenin kubbesi (örtüsü) ve iki direğini çıkarmalarını emrediyordu.”[26]

27- Mina’da Yaya Yürümesi

Ali bin Mehziyar diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s)’ı, (kurban bayramı günü) kurban kestikten sonra cemreye (şeytana) taş vurması için yaya olarak yürüdüğünü ve daha sonra bineğe bindiğini gördüm. Yine Mina mescidinin karşısına ulaştığında onun piyade olarak yürüdüğünü görüyordum.”[27]

28- Benihaşim’in Yerinde Yürümeği Sevmesi

Ashabından bazıları şöyle demiştir:

“İmam Muhammed Takî (a.s), Mina mescidinin az ilerisinde bineğinden aşağı indi. Ali bin Hüseyin (a.s)’ın cemreleri (şeytanları) taşladığı yerde cemreye taş atması için oraya doğru yöneldi. Ben: “Canım sana feda olsun, neden burada indiniz?” diye sordum.

İmam (a.s) cevaben buyurdular ki:

“İşte burası Ali bin Hüseyin (a.s) ve Benihaşim’in (cemreyi) taşladıkları yerdir. Ben onların (bineklerden) indikleri yerde yürümeyi seviyorum.”[28]

29- Tavaf Etmesi

Ali bin Mehziyar diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s)’ın, ziyaret gecesi Nisa tavafını yaptığını, İbrahim’in makamı arkasında namaz kıldığını, daha sonra zemzem suyuna girdiğini, Hacer’ül- Esved tarafındaki kovayla mübarek eliyle su götürdüğünü, ondan biraz içerek bir miktarını da bedenine serptiğini gördüm. Daha sonra yine zemzem suyuna girdi. Ashaptan biri de İmam (a.s)’ı, sonraki yıl yine aynı amelleri yaparken görmüş olduğunu bana söyledi.”[29]

30- Veda Tavafı

Ali bin Mehziyar diyor ki:

“Hicri 215’de İmam Muhammed Bakır (a.s)’ın, güneş yükseldikten sonra Allah’ın eviyle vedalaştığını, Kabe’yi tavaf ettiğini ve her turunda Rükn-ü Yemani’ye elini sürerek onu ziyaret ettiğini gördüm…

Hicri 217’de de geceleyin Allah’ın eviyle vedalaştığını ve her turda Rükn-ü Yemani ve Hacer’ül- Esved’e elini sürerek ziyaret ettiğini gördüm…”[30]

Çeşitli Konular

31- İstiharesi

İmam Muhammed Takî (a.s) buyurmuştur ki:

“Ben önemli bir meselede istihare etmek istediğim zaman, yüz defa Allah’tan hayır talep ederek şöyle diyorum:

“Allah’ım, senden istiyorum; çünkü sen gaip ve hazır olanı biliyorsun; eğer filan şeyi bana hayırlı biliyorsan, onu bana seç ve kolaylaştır. (Ama) eğer onu benim din, dünya ve ahiretime zararlı biliyor isen, o halde onu binim için hayırlı olan şeye dönüştür ve onun hakkında kaza ve kaderine razı ve hoşnut olmamı sağla; çünkü sen biliyorsun, oysa ben bilmiyorum; sen güçlüsün, oysa ben güçsüzüm; sen hüküm (ve karar) verensin, oysa ben hüküm veren değilim; kuşkusuz sen gaipleri bilen ve onlardan haberdarsın.”[31]

32- “Takî” Diye Adlanmasının Sebebi

Şeyh Saduk (r.a) diyor ki:

“İmam Cevad (a.s)’ın “Takî” diye adlanmasının sebebi, İlahî takvayı gözettiği içindir. İşte bundan dolayı Allah Teala da onu Memun’un şerrinden gözetip korumuştur…”[32]

33- Kına Yakması

Abdus bin İbrahim diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s)’ın hamamdan çıkarken baştan ayağına kına yaktığını ve kına yakmakla da gül gibi (kıpkırmızı) olduğunu gördüm.”[33]

34- Şahsiyeti ve Cömertliği

Ravi diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s), Benihaşim’in ünlü şahsiyetlerindendi. O, cömertlik ve ululukla meşhurdu. İşte bundan dolayı “Cevad” (cömert) olarak adlanmıştır.”[34]

35- Babasının Yolunda Olması

İbn-i Cevzi diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s), ilim, takva, züht ve cömertlikte, tıpkı babası İmam Rıza (a.s) gibi hareket ediyordu.”[35]

36- Kendisini Tanıtması

İmam Muhammed Takî (a.s) buyurdular ki:

“Cevad (cömert), benim; insanların, sulplerdeki olan neseplerini bilen benim; batın ve zahirlerinizi ve nereye varacağını ben biliyorum.”[36]

37- İmam ve Ehl-i Beyt’in Makamı

İmam Muhammed Takî (a.s) buyurmuştur ki:

“Biz, Allah’ın ilim, gaip ve hikmetinin hazinedarları, peygamberlerinin vasileri ve değerli kullarıyız.”[37]

38- Çocuklukta İmamet Makamına Erişmesi

Ali bin İsbat diyor ki:

İmam Muhammed Takî (a.s)’ı evinden çıkarken gördüm. Mısır’daki ashabımıza (şiilere) onu tavsif etmem için ona tepeden tırnağa kadar dikkatle baktım. İmam (a.s) bu esnada secdeye kapanarak şöyle demeye başladı:

“Allah-u Teala, nübüvvette istidlal ettiği gibi imametle de istidlal etmiştir. Allah-u Teala buyurmuştur ki: “Biz Yahya’ya çocuk (üç yaşında) iken hüküm (nübüvvet) verdik.”[38]

Yine buyurmuştur ki:

“Yusuf erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik.”[39]

Yine buyurmuştur ki:

“Erginlik çağına erip kırk yaşına ulaşınca dedi ki: Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et…”[40] O halde çocukken ve kırk yaşındayken hikmetin (birisine) verilmesi câiz ve mümkündür.”[41]

39- Sevdiği Yemek

Ali bin Mehziyar diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s)’la yemek yiyorduk. Bu esnada kaya kuşunun etini getirdiler. İmam (a.s): “O kuş mübarektir” diye buyurdular.

İmam (a.s) kaya kuşunun etini seviyordu ve buyuruyordu ki: “Sarılık hastalığına yakalanan kimseye, kaya kuşu etinin kebabını yediriniz.”[42]

40- Üzümü Sevmesi

Mes’udî diyor ki:

“İmam Muhammed Takî (a.s), Razıkî üzümünü seviyordu.”[43]


Kaynaklar:

[1] – Delail’ul- İmamet, S. 200.

[2] – Kâfî, C. 6, S. 360, H. 3.

[3] – Bihar, C. 50, S. 15, H. 22.

[4] – Delail’ul- İmamet, S. 180.

[5] – Mekarim’ul- Ahlak, S. 92.

[6] – İrşad-ı Mufid, S. 621.

[7] – Men Lâ Yahzuruh’ul- Fakih, C. 1, S. 262, H. 807.

[8] – Müstedrek-i Avalim’ul- Ulum, C. 23, S. 27.

[9] – Müstedrek-i Avalim, C. 23, S. 27.

[10] – Bihar, C. 50, S. 16, H. 24.

[11] – Avalim’ul- Ulum, C. 23, S. 525, H. 2.

[12] – İrşad, S. 619.

[13] – Bihar, C. 50, S. 15, H. 19.

[14] – Menakıb-i Âl-i Ebî Talib, C. 4, S. 387.

[15] – Avalim’ul- Ulum, C. 23, S. 218.

[16] – Tuhaf’ul- Ukul, S. 951, H. 3.

[17] – Bihar, C. 91, S. 191.

[18] – Bihar, C. 91, S. 381, H. 1.

[19] – Bihar, C. 91, S. 189.

[20] – Avalim, C. 23, H. 211.

[21] – Bihar, C. 85, S. 225.

[22] – Müstedrek’ul- Avalim’il- Ulum, C. 23, S. 230.

[23] – Bihar, C. 94, S. 207.

[24] – Mecma’ud- Da’vat, S. 60.

[25] – İsbat’ul- Hudat, C. 6, S. 170, H. 6.

[26] – Kâfî, C. 4, S. 435, H. 3.

[27] – Kâfî, C. 4, S. 486, H. 5.

[28] – Kâfî, C. 4, S. 586, H. 5.

[29] – Kâfî, C. 4, S. 43, H. 3.

[30] – Kâfî, C. 4, S. 532, H. 3.

[31] – Mehasin-i Berkî, S. 600.

[32] – Meâni’l- Ahbar, S. 65.

[33] – Tehzib’ul- Ahkam, C. 1, S. 399, H. 1161.

[34] – Müstedrek-i Avâlim’il- Ulum, C. 23, S. 30.

[35] – Tezkiret’ul- Havas, S. 321.

[36] – Bihar, C. 50, S. 108.

[37] – Müstedrek-i Avâlim’ul- Ulum, C. 23, H. 160.

[38] – Meryem/12.

Sponsorlu Bağlantılar

[39] – Yusuf/22.

[40] – Ahkaf/15.

[41] – Avalim’ul- Ulum, C. 23, S. 79, H. 1.

[42] – Mekarim’ul- Ahlak, S. 161.

[43] – İsbat’ul- Usul, Şeyh Tusî.

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


Henüz yorum yok! İlk yorumlayan siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir