Tatlı Krizini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler (Doktor Önerileri)

Sponsorlu Bağlantılar

Tatlı Krizlerine Dur Demenin Zamanı Geldi!

Özellikle kilo sorunu olanların en büyük sorunu tatlı krizleridir. Bu tatlı krizlerine çoğu zaman yenik düşenler diyetlerini de bozmak zorunda kalırlar. Tatlıya karşı bu zaaf kontrol edilemediği için de kilo vermek büyük bir sorun haline gelir.

Tatlı krizini tetikleyen unsurlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İnsülin direncinin yükselmesi, kan şekerinin düşmesi, üzüntü, sinir, pişmanlık gibi duygusal değişimler ve daha bir çok neden bu tatlı krizlerinin nedeni olabilir.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, tatlı krizi ile başa çıkamayanlar ve kilo vermek isteyenler için önemli uyarılarda bulundur. Tatlı krizlerini önlemenin yollarını sıralayan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, kilo vermek için bunların uygulanması gerektiğini söylüyor.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, ilk önce işe şeker detoksu ile başlanmasını söylüyor. Ve şeker detoksuna ek olarak dikkat edilmesi gereken farklı kriterleri de aşağıdaki gibi sıralıyor;

Tatlı Krizinden Kurtaran Öneriler

  1.  Şekerden ve şekerli gıdalardan uzak durulacak.
  2.  Un ve nişasta bakımından yüksek olan besinler daha az tüketilecek.
  3.  Zora düşüp mecbur kalmadıkça hipoglisemi ataklarında atıştırma yapılmayacak.
  4.  Alkol tüketilmeyecek.
  5.  Sabahları iyi bir kahvaltı yapılacak, öğlen ve akşamları da protein ağırlıklı beslenilecek.
  6.  Kafein tüketimi azaltılacak.
  7.  Sık aralıklarla bol su içilecek.
  8.  Uyku problemi olanlar uykularını düzene sokacak.
  9.  D vitamini eksikiği ve B12 eksikliği giderilecek. Omega-3 seviyesi artırılacak.
  10.  Hiperinsülinemi veya insülin direnci gibi soruları olanlar bunları tedavi ettirecek.

Editörün Değerlendirmesi

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun önerilerine baktığımızda beslenmenin düşük glisemik indeksli besinlere kaydırılması gerektiğini görüyoruz. Glisemik indeksi düşük gıdalar tüketirseniz ve sabahları sağlıklı bir kahvaltı yaparsanız hipoglisemi riskiniz kalmaz. Ayrıca iyi bir kahvaltı sayesinde daha geç acıkırsınız ve öğlen yemeğine ihtiyaç duymazsınız. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun da önerdiği gibi 8-16 beslenmesine (8 saat ye 16 saat yeme) geçmiş olursunuz. Ayrıca Omega-3 ile beraber D vitamini ve B 12 vitamini düzeylerinin normal seviyelere çekilmesi bağışıklık sistemini de güçlendirir.

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


Henüz yorum yok! İlk yorumlayan siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir