Kurtuluş savaşında görev yapan komutanlar kimlerdir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sizden gelen soru:

Sponsorlu Bağlantılar

[box type=”success” ] Kurtuluş savaşında görev yapan komutanlar? [/box]

Cevap:

Kurtuluş Savaşı Komutanları

Kurtuluş Savaşı onbinlerce Türk askeri ve bu askerlerin erdemli komutanlarınca kazanılmıştır. Türk Kurtuluş Savaşı’nda görev olan onlarca komutan bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı’nda görev alan bütün komutanları aşağıdaki listede sıraladık. Şimdi sizlere bu komutanlardan en önemlileri hakkında bilgiler verelim ve bütün listeye sonra göz atalım.

  1. mareşal gazi mustafa kemal ataturk
  2. mareşal mustafa fevzi çakmak
  3. orgeneral cevat çobanlı
  4. orgeneral yakup şevki subaşı
  5. orgeneral fahrettin altay
  6. orgeneral kazım fikri özalp
  7. orgeneral abdurrahman nafiz gürman
  8. orgeneral mustafa ismet inönü
  9. korgeneral nurettin sakallı
  10. korgeneral nihat anılmış
  11. korgeneral ali fuat cebesoy
  12. korgeneral musa kazım karabekir

Kurtuluş savaşı komutanlarımız diye sorsam akla ilk Atatürk ve İsmet inönü gelir. Peki diğer komutanlarımıza ne oldu. onlar yokmuydu. Onlar savaşta ve savaş sonrasında ne yaptılar.İsimlerini hatırlayanlar ve kim olduklarını bilenler varmıdır ki.Neden sadece iki kişinin adı ve yaptıkları inkilap tarihi kitaplarında geçiyor ve neden sadece bunlar. Sanki diğer kahraman komutanlar yok onlar savaşmamış onların komuta ettiği askerler yok sanki buhar olup uıçmuşlar ve tarih sahnesinden bir anda yok olup gitmişler. Bunlar Kurtuluş Savaşında ne yapmışlar savaştan sonra neler yapmışlar. Biraz araştıralım ve ilk olarak uzun süreceği için sadece üst kademe komutanlarına bakalım ve unutmayalım tarih sadece birkaç olay ve kişiden ibaret değildir.

kurtuluş savaşı

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK (1876 – 1950)

Mustafa Fevzi Çakmak, Müşir Mustafa Fevzi Paşa Mareşal Fevzi Çakmak Paşa (doğum 1876 İstanbul – ölüm 12 Nisan 1950 İstanbul) Mareşal ünvanı almış Türk komutanı. Cumhuriyet döneminin ilk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2. Genelkurmay Başkanı’dır.

Birinci Dünya Savaşı öncesi faaliyetleri

Bir süre Erkan-ı Harbiye (Genelkurmay) 4. Şube’de görev yaptıktan sonra 1899’da Metroviçe Tümeni’nin kurmay heyetinde görevlendirildi. Balkanlar’daki Sırp ve Arnavut çetelere karşı verilen mücadeleye katıldı. Kısa aralıklarla terfi ederek 1907’de miralaylığa (albay) yükseldi. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilan edildiğinde 35. Fırka Komutanı ve Taşlıca Mutasarrıfıydı. 1910’da Arnavutluk’ta çıkan ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Kosova Kolordusu’nun kurmay başkanlığı’na atandı. 1911’de Trablusgarp Savaşı başlayınca Rumeli’nin savunmasıyla görevli Garp (Vardar) ordusunun kurmay başkanlığına getirildi. Balkan Savaşı (1912-1913) sırasında 21. Tümen Komutan Vekilliği, Vardar Ordusu Harekat Şubesi Başkanlığı yaptı. 1913’te 5. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Mart 1915’de rütbesi mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Kafkas, Suriye ve Filistin cephelerinde savaştı. 1918’de ferikliğe (korgeneral) yükseldi.

Çanakkale Cephesi’nde Fevzi Çakmak

Fevzi Paşa’nın, Balkan Savaşları çıktığı dönemde 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliği ‘nde; 6 Ağustos 1912’de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığ ı’nda; 29 Ekim 1912’de de Balkan Harbi Seferberliği’nin başlangıcında Vardar Ordusu K. I. Şube Müdürlüğü ‘nde görevlendirildiğini daha öncede belirtmiştik. Sırp Cephesi’nde Vardar Ordusu Harekât Şube Müdürü olarak bulunan Fevzi Paşa’nın başarılı askerî faaliyetlerine rağmen, Garp Vilayetleri’nde 10 Mayıs 1913’den itibaren Türk Hakimiyeti sona ermiştir. Fevzi Paşa, Güney Gurubu Komutanlığı’na bağlı V. Ordu Komutanı olarak 13 Temmuz’da katıldığı II. Kereviz Dere Muharebesi ‘nde İngiliz ve Fransızlara karşı savaştı. Fevzi Paşa’nın Komutasındaki V. Kolordu Komutanlığına bağlı IV. – VII. Tüm. Komutanlıkları cephede ve VI. Tüm. Komutanlığı ise geride bekletilmekteydi. Bu muharebeler esnasında V. Kor. Komutanlığına bağlı, VII. Tüm. Cephesi’ne yapılan İngiliz taarruzları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fransızlar ise IV. Tüm. Cephesi’ne taarruz etmiş fakat beklemedeki VI. Türk Tüm.’nin bölgede kullanılması üzerine düşman fazla ilerleme gösterememiştir. 13 Temmuz’da cepheye gelen Fevzi Paşa’nın komutasındaki XIII. ve XIV. Tümenler muharebeye katılmamış fakat 21 Temmuz’dan itibaren cepheye gelerek, I. Tüm. hariç yıpranmış ve yorulmuş eski tümenleri değiştirmişlerdir. Ayrıca II. Ordu Tümenleri’nin bölgeye (Kereviz Dere-Zığın Dere) gelmeleri üzerine VI. ve VII. Tümenler, Saros Gurubuna gönderilmiştir.

Fevzi Paşa, V. Kolordu Komutanı olarak 6 Ağustos ve 13 Ağustos 1915 tarihindeki muharebelere katılmıştır. Düşman Kirte istikametinde yapacağı taarruzlar doğrultusunda Alçıtepe’yi almayı planlıyordu. Fakat Türk direnişi karşısında amacına ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyememiştir. 6 Ağustos’ta düşmanın taarruz ettiği Arıburnu – Conkbayırı bölgesine gönderilen VIII. ve IV. Tüm. ile yetinmeyen Vehip Paşa, 9 Ağustos’ta Fevzi Paşa’nın komuta ettiği V. Kor. Komutanlığına bağlı V. ve XIV. Kolorduların son ihtiyatları olan 41. ve 28. Alayları da bu bölgeye gönderdi. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı’nın düşman eline geçmemesine ve Albay Mustafa Kemal’in 10 Ağustos tarihinde Conkbayırı taarruzuna yardımcı oldu. Eylül 1915 – 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri ‘nde rahatsızlığı nedeniyle Anafartalar Kurmaylığı’ndan Alb. Mustafa Kemal’in 10 Aralık 1915’te ayrılması üzerine bu göreve Fevzi Paşa getirilmiştir. Bu muharebelerde V. Kolordu Komutanı olarak görev alan Fevzi Bey’in komutasındaki XIII. Tüm. 21 Ekim 1915’te Keşan’a hareket etti. XIV. Tümen ise 12 Ocak 1916’da bölgeden ayrıldı.

Anafartalar Grup Komutanı olarak Eylül – 20 Aralık 1915 Mevzi Muharebeleri Kuzey Grubu’nda bulunan Fevzi Paşa, Alb. Mustafa Kemal’in rahatsızlığı nedeniyle cepheden 16 Aralık 1915’de ayrılması üzerine bu göreve getirildi. Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı II. Kor. Kh. ve IV. Tüm. 16 Ekim 1915’te cepheden ayrılarak Keşan’a gönderildi. II. Kor. Kh.’nın bölgeden ayrılması üzerine yerine XVI. Kor. Kh. teşkil edildi. Düşmanın 18 Aralık’ta başlatıp; 20 Aralık gecesi tamamladığı tahliyeden sonra bu bölgedeki birlikler Trakya’ya sevk edildi. Yeni getirilen birliklerden Çanakkale Grup Komutanlığı teşkil edildi. Fevzi Paşa’nın komutasındaki Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı Tümenlerin bölgeden ayrılış tarihleri:

1915 sonrası askeri ve siyasi faaliyetleri

Mondros Mütakeresi imzalandığında sağlık nedenleri ile İstanbul’da bulunuyordu. 24 Aralık 1918’den 14 Mayıs 1919’a kadar Erkanıharbiye reisliği yani bugünkü karşılığı Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulundu. 1. Ordu Müfettişliği, Askeri Şura üyeliği, Ali Rıza Paşa ve Salih Hulusi Paşa hükümetlerinde harbiye nazırlığı (Şubat – Nisan 1920) yaptı. Harbiye nazırlığı sırasında Anadolu’daki ulusal harekete silah ve cephane gönderilmesini kolaylaştırıcı bir tutum izledi.

İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgalinin (16 Mart 1920) ardından Anadolu’ya geçmeye karar veren Fevzi Paşa, Nisan 1920’de Ankara’ya ulaştı. İstasyonda Mustafa Kemal Paşa tarafından törenle karşılandı. Birinci dönem TBMM’ye Kozan milletvekili olarak katıldı. 3 Mayıs 1920’de milli müdafaa vekilliğine getirildi. 24 Ocak 1921’de milli müdafaa vekilliği üzerinde kalmak üzere icra vekilleri heyeti reisliğini (başbakanlık) de üstlendi. 26 Mayıs 1920’de İstanbul Hükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarak rütbesinin kaldırılmasına, nişanlarının geri alınmasına ve idamına karar verildi.

İkinci İnönü Zaferi’nin ardından 3 Nisan 1921’de rütbesi TBMM kararıyla birinci ferikliğe (orgeneral) yükseltildi. Sakarya Savaşı’ndan bir süre önce, aynı zamanda Garp Cephesi Komutanlığı görevini de yürüttüğü için Ankara’da sürekli bulunamayan İsmet Paşa’nın (İnönü) yerine Genelkurmay Başkanlığı görevine getirildi. (3 Ağustos 1921)

14 Ocak 1922’de milli müdafaa vekilliği, 9 Temmuz 1922’de icra vekilleri heyeti reisliği görevlerinden ayrıldı ve Genelkurmay Başkanı olarak Büyük Taaruz’un hazırlıklarıyla ilgilendi. Zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın (30 Ağustos 1922) ardından 31 Ağustos’ta rütbesi Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından meclis adına müşirliğe (mareşal) yükseltildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Genelkurmay Başkanı oldu

Cumhuriyet Dönemi

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği’nin kaldırılmasıyla; Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği ‘ne atanan Mareşal Fevzi Çakmak, 30 Ekim 1924’e kadar askerlik görevinde bulundu. 31 Ekim 1920’de askerlik görevini, siyasete tercih ederek İstanbul Milletvekilliği’nden istifa etti. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini 23 yıl yaptıktan sonra 12 Ocak 1944’de Askerî ve Mülkî Tekaüt Yasası’na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden dolayı emekliye ayrıldı. VIII. Dönemde TBMM’de Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak İstanbul Milletvekili seçildi. 5 Ağustos 1946’da Meclise katılan Fevzi Paşa, partisinden ayrılarak; 19 Temmuz 1948’de Millet Partisi’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.

Atatürk’ün Halef Adayı

Atatürk’ün Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak’ın anlattığına göre Atatürk, kendisinin halefi olarak Fevzi Çakmak’ı görmekteydi. “Şüphesiz ki, konuşma ve seçme hakkı TBMM’ye aittir ancak bu konudaki düşüncelerimi belirtmek isterim. Akla ilk olarak İsmet Paşa gelmektedir; kendisi bu ülkeye büyük katkılarda bulunmuştur. Ancak, bir nedenden dolayı kamuoyunun tevccühünü kazanamamış gibi görünüyor. Mareşal Fevzi Çakmak da ülkesine büyük katkılarda bulundu ve bununla birlikte herkesle de iyi geçinebilmekte. Üslerinin düşüncelerini her zaman takdir etmiş ve kimse ile kavga içerisinde değil. Bu sebeplerle kendisi devletin başı için en uygun adaydır.”

KORGENERAL FAHRETTİN ALTAY (1880 -1974)

1880 yılında Anavutluk- İşkodra’da doğdu. Harp Okulu’nu 1900, Harp Akademisi’ni de 1902 yılında bitirdi. Kurmay yüzbaşılığı sırasında, ilk görev yeri olan VI. Ordu’da Dersim ve çevresindeki aşiret süvari alaylarının sayıca azaltılmasıyla görevlendirildi. Bu bölgede sekiz yıl kalan Fahrettin Altay, 1910’da Erkanı Harbiye I. Şube müdürlüğüne atandığı zaman binbaşıydı.

Büyükçekmece’deki Donanma Komutanlığı’nda bir süre refakat subaylığı yaptı (1912). 1913’te Çatalca’da kendisini önemli bir görev bekliyordu. Balkan Savaşı’nı kazanan Bulgar ordusu Edirne’ye kadar gelmiş, bölgeyi egemenliği altına almıştı. Çatalca Aşiret Süvari Tugayı’nın başında Bulgar birliklerini geri püskürttü. 1914 yılı da Fahrettin Altay için oldukça hareketli geçti. O yıl yarbaylığa yükselmişti. Önce IV. Kolordu kurmayı oldu. Arkasından ikinci defa Erkanı Harbiye Şube Müdürlüğü yaptı.

Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaşması yüzünden asker taşıma işleri arttığı için Anadolu demiryollarını düzenlemekle görevlendirildi. Yıl sona ermeden Harbiye Nezareti emrinde çalışmak üzere İstanbul’a döndü. 1915’te Albay oldu ve Harbiye Nezareti Müsteşar yardımcılığından başka askeri protokol memurluğu yaptı. V.Ordu’nun emrinde çalıştı.

1917’de Vehip Paşa ile birlikte Almanya’ya giden heyette yer aldı. 1917’de 26. Tümen komutanlığı, 1918’de 15. Kolordu Komutan vekilliğine ve gene aynı yıl 12. Ordu komutanlığına atandı.

Birinci Dünya Savaşı’nın bittiği sıralarda Altay, 3. Kolordu kumandanıydı (Nisan 1919). Kurtuluş Savaşı’nın başlarında 12. Kolordu Kumandanlığına atandı. Bu görevi 1921, ortalarına kadar sürdü. Birliğinin başında, Konya’da patlak veren Delibaş Ayaklanmasının bastırılmasından (1920), Birinci ve ikinci İnönü ve Sakarya savaşlarına kadar hep ateş hattında bulundu.

Kurtuluş Savaşı’nın belirli bir aşamaya ulaştığı 1921’de Altay, tümgeneralliğe yükseltildi. Sorumluluğu da genişletilerek kolordu komutanı yetkisiyle Süvari grup komutanlığına getirildi.

1920’den beri milletvekili olarak Meclis’te adı okunuyor, fakat kendisi sürekli olarak cephede bulunuyordu. Kurtuluş Savaşı’nın son yılındaki çarpışmalarda Afyon, Alaşehir, Uşak, Altıntaş çevresindeki çarpışmalarda Altay’ın süvarileri büyük hizmet gördü. Kaçış halinde yunan ordusunu kovalayarak İzmir’e giren ilk süvari birlikleri de Altay’ın komutasındaydı. Bu başarılarının sonucu olarak Altay o yıl korgeneralliğe yükseltildi.

Süvari kolordu komutanlığının yanı sıra bir ara I. Ordu komutan vekilliği de yaptı. 1923 seçimlerinde Milletvekili olarak Meclis’teki yerini korudu. Bu arada askerlik görevini de sürdürüyordu. 1924’te, on yıl boyunca kalacağı II. Ordu Müfettişliğine atandı.

Hem komutan, hem milletvekili olduğu sırada Atatürk’ün dileğine uyarak orduda kaldı. 1944’te I. Ordu komutanlığına getirildi.

Aynı yıl İran ile Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. Hazırladığı rapor anlaşmazlığın çözümlenmesinde yararlı oldu.

1945’te, Yüksek Askeri Şüra üyeliği sırasında yaş haddinden emekliye ayrıldı.

1946-1950 yılları arasında CHP’den Burdur milletvekilliği yaptı. 1950’den sonra siyasi hayattan da çekilerek İstanbul’a yerleşti.

25 Ekim 1974’de uykudayken hayatını kaybetti. Mezarı, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’ndadır.

KORGENERAL KAZIM KARABEKİR(1980-1948)

1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmed Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896’da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899’da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902’de Harbiye Mektebi’ni ve 1905’te de Erkân-ı Harbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı.

İki yıllık kıta stajını Manastır’da yaptı. İttihat ve Terakki’nin Manstır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907’de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak İstanbul Harbiye Mektebi, tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul örgütünün kurulmasında görev aldı.

II. Meşrutiyet’ten sonra Edirne’de II. Ordu 3. Fırka (tümen) erkân-ı harfliğine (kurmaylığına) atandı. 31 Mart 1909 ayaklanmasında Hareket Ordusu’nda görev aldı. 1910 Arnavutluk ayaklanmasının bastırılması harekâtında çalıştı.

14 Nisan 1912’de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı’nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914’te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye komutanlığıyla İran ve ötesi harekâtıyla görevlendirildi.

Bir süre sonra İstanbul Kartal’da 14. Fırka komutanlığına atandı ve Çanakkale’ye gönderildi. Kerevizdere’de Fransızlar’a karşı üç ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi.

Buradan, İstanbul’da I. Ordu erkân-ı harbiye başkanlığına, sonra Galiçya’ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal Von der Goltz’un erkân-ı harbiye başkanlığına atanarak Irak’a gitti.

1916’da Kutü’l-Amare’yi kuşatan 18. Kolordu komutanlığına getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak’ta İngilizler’le çarpıştı. 1917’de Diyarbakır’daki 2. Kolordu komutanlığına getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki II. Ordu komutanlığına vekâlet etti.

1918’de Erzincan ve Erzurum’u Ermeniler’den ve Ruslar’dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerini ve Karakilise’yi (Karaköse) kurtardı. Aynı yıl mirliva (tümgeneral) oldu. Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmed İzzet Paşa’nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek Anadolu’da görev almak istedi.

Önce Tekirdağ’daki 14. Kolordu komutanlığına, ardından da Erzurum’daki 15. Kolordu komutanlığına atanmasını sağlayarak Nisan 1919’da göreve başladı. Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi’nin toplanmasında önemli rol oynadı.

Kurtuluş Savaşı’nda Edirne milletvekilliği ve Doğu cephesi komutanlığı yaptı.

Ermeniler’in eline geçen Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerini geri alarak 15 Kasım 1920’de Ermeni ordusunu kesin olarak yendi. Ermeni hükümetiyle Ankara hükümeti adına Gümrü Antlaşması’nı imzaladı.

Kars’ın alınmasıyla ferikliğe (korgeneral) yükseldi. Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ve Kafkasya hükümetleriyle Kars Antlaşması görüşmelerini yürüttü. Kurtuluş Savaşı’nın bitiminden sonra I. Ordu müfettişliğine atandı.

1923’te İstanbul milletvekili oldu. 1924’te, TBMM’deki Dörtler Grubu’nu destekledi. Ardından askerlikten ayrılarak Halk Fırkası’ndan istifa etti.

17 Kasım 1924’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın başkanlığına seçildi.

Parti 3 Haziran 1925’te Şeyh Sait ayaklanması nedeniyle kapatıldı. Karabekir Mustafa Kemal Paşa’ya karşı yapılan İzmir suikasti ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti.

Siyasi yaşamına on iki yıllık aradan sonra, 6 Ocak 1939’da İstanbul milletvekili olarak devam etti.

1946’da TBMM başkanlığına seçildi ve bu görevde iken öldü (26 Ocak 1948).

TÜMGENERAL CAFER TAYYAR EĞİLMEZ (1877-1958)

A- AİLESİ VE EĞİTİMİ

Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarında önemli görevler üstlenen ve Milli Mücadele Dönemi’nin “Trakya Milli Kumandanı” olan Cafer Tayyar Paşa, 1877’de Kosova Vilayeti’ne bağlı olan Priştine Sancağı’nda doğdu. “Çolakoğulları” lakabıyla tanınan Anadolu kökenli bir ailedendir.Babası Emin Efendi, gönüllü olarak Osmanlı Ordusuna katıldı. Genç yaşında Süvari Yüzbaşısı rütbesine terfi etti. Alay komutanı olarak katıldığı 1877-78 Türk Rus Savaşı’nda Plevne’de şehit oldu. Babası’nın şehit düştüğü sırada dünyaya gelen Cafer Tayyar Paşa, 10 yaşındayken Annesini de kaybetti1.Büyük Ağabeyi İsmail Hakkı Bey 1872’de doğmuştur. Harp Okulu mezunudur. Çocukluk ve gençlik yıllarında Cafer Tayyar Paşa’nın yetişmesinde etkili olmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyeti Mensubu olan İsmail Hakkı Bey, çeşitli askeri ve idari görevlerde bulunmuş, 1918’de Bursa Valisi iken vefat etmiştir.

Cafer Tayyar Paşa’nın diğer Ağabeyi Ahmet Hamdi Bey 1875’de doğdu. O da diğer kardeşleri gibi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesiydi. Harp Okulu’nu bitirdikten sonra askeri okullarda öğretmenlik yaptı. Mayıs 1920’de Cafer Tayyar Paşa’nın Trakya’daki faaliyetleri ve İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olduğu için tutuklandı. Sekiz ay tutuklu kaldıktan sonra Anadolu’ya geçen Ahmet Hamdi Bey 1948 yılında İstanbul’da ölmüştür.

Cafer Tayyar Paşa, eğitimine Drama İdadi-i Mülkiye Mektebinde başladı. Şehit asker çocuklarının askeri okullara yatılı olarak kabulleri için çıkanları bir İrade-i Seniyye üzerine kardeşleri Manastır Askeri İdadisi’ne, Cafer Tayyar Paşa da Manastır Askeri Rüştiye Mektebine kayboldu. Eğitimini Manastır Askeri İdadisi’nde sürdürdü.

Cafer Tayyar Paşa, Manastır Askeri İdadisini başarıyla bitirdikten sonra 1 Mart 1898’de İstanbul’da Harp Okulu’na kayboldu. Süvari Teğmeni olarak Kurmay sınıfına seçildi. 9 Ocak 1902’de Üsteğmen oldu. 4 Ocak 1902’de Harp Okulu’ndan ilk on kişi arasına girerek mezun oldu.

Cafer Tayyar Paşa’nın Okul arkadaşları arasında Ali Fethi Okyar, Hafız Hakkı, Ali Fuat (Erdem) Kara Vasıf (Karakol) gibi şahsiyetler bulunuyordu5. Dönemin diğer sivil ve asker aydınlan gibi öğrencilik yıllarında “hürriyet ve yenilik hareketleriyle” ilgilendi. Kendi deyimiyle “faal bir teşkilata girmemekle beraber fikri yapısı bu dönemde olgunlaştı”.

B- CAFER TAYYAR PAŞA’NIN I. DÜNYA SAVAŞINA KADAR ASKERİ VE SİYASİ FAALİYETLERİ

Harp Okulu’ndan Kurmay Yüzbaşı Rütbesiyle mezun olan Cafer Tayyar Paşa, Stajını yapmak üzere merkezi Selanik’te olan III. Ordu emrine verildi. İlk görevi Üsküp’te bulunan “Yetmişikinci Nizamiye Alayı’na bağlı Üçüncü Tabur, ikinci Bölük Kumandanlığı” idi. Bu sırada Makedonya Bölgesi son derece karışıktı. Bulgar, Sırp Rum ve Arnavut çeteleri birbirleriyle ve Türklerle çarpışmaktaydı. Cafer Tayyar Paşa eşkiya takibinde görev aldı.

Komonova’da Bulgar çeteleriyle çarpıştı. 12 Mayıs 19O5’te Yemniya Tepelerinde güçlü bir Sırp Çetesini yenilgiye uğratarak ilk askeri başarısını gerçekleştirdi7. Komonova, Eğri Palanka ve Karatova Kazalarının Eşkıya Takibi Müfettişliğine atandı. Bölgedeki Sırp ve Bulgar çetelerinin etkisiz hale getirilmesinden sonra Üsküp Topçu Alayı’na gönderildi ve stajını burada tamamladı. Cafer Tayyar Paşa, Eşkıya takibindeki hizmetleri nedeniyle 5 Haziran 19O5’te Dördüncü Rütbeden Osmani ve 14 Aralık 19O5’te Dördüncü Rütbeden Mecidi Nişanlan ile ödüllendirildi.

25 Mart 19O6rda kolağası olan Cafer Tayyar Paşa, Kosova Mıntıka Kumandanlığı, Kurmay Başkanlığına tayin edildi9. Makedonya’da çıkması muhtemel olan bir ihtilalde komitelerin faaliyetlerini engellemek amacıyla tedbirler almak üzere Köprülü’de Enver Paşa ile görev yaptı. Bu arada ittihat ve Cemiyeti’ne üye olarak Cemiyet’in Üsküp Şubesi’nin kuruluşunda görev aldı. Bölgede Cemiyet’in teşkilatlanmasında aktif olarak çalıştı10. 24 Şubat 19O8’de Binbaşı Rütbesiyle Onyedinci Nizamiye Alayı Birinci Takip Taburu Kumandanı oldu.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra1’ uygulamalardan memnun olmayan Arnavutlar, özellikle Avusturya ve Rusya’nın da teşvikiyle ayaklanmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, Metrovice Tümeni Kurmay başkanı olarak Arnavutların isyanını bastırmakla görevlendirildi. Metrovice, İpek ve Gosniye bölgelerindeki isyanlara karşı yapılan harekatı idare etti. Bu sırada ittihat ve Terakki Muhalefeti’nin etkisiyle 31 Mart Vakası mey Şevket Paşa’ya asi Arnavutların İstanbul’a müdahale etmesini engelleyeceğine dair teminat vererek bulunduğu bölgede bu görevi üstlendi. İstanbul’a giden Hareket Ordusu, kısa sürede duruma hakim oldu. II. Abdülhamit tahttan indirilerek V. Mehmet Reşat padişah oldu12. II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi O’na sempati duyan Arnavut halkının İttihat ve Terakki’yi duydukları düşmanlığı artırdı. Arnavut milletvekilleri, Avusturya, Karadağ ve italya’nın da teşvikiyle isyan büyüdü. Hükümet isyanı sonlandırmak amacıyla ıslahat tedbirleri almaya başladı13. Cafer Tayyar Paşa, 1909 Ağustos ayına kadar ipek çevresi ve Ragova’daki isyancı Arnavutlara karşı yapılan harekatı idare etti. 7 Ağustos 1909’da Tasviye-i Rütep Kanunu ile rütbesi Kolağası’na indirildi.

Cafer Tayyar Paşa, 8 Eylül 1909’de Aydın Eşkıya Takip Kumandanlığı, Takip Müfrezesi Komutan Yardımcısı oldu. Burada Rum çetelerine karşı başarılı mücadele verdi. 18 Ekim 1909’da Aydın Divan-ı Harb Üyesi oldu. 26 Ocak 1910’da Ödemiş Divan-ı harb Reisliğine tayin oldu. Bu sırada Almanya’da eğitim almak isteğiyle istifa ettiyse de izin verilmemesi üzerine Genelkurmay Başkanlığı 3.Şube emrine alındı. 27 Nisan 1910’da Binbaşı Rütbesine terfi etti.

1910’da Arnavutluk’taki olayların artması üzerine Hükümet bölgede örfi idare ilan etmişti. Cafer Tayyar Paşa’nın İpek Sancağı Mutasarrıfı olan Ağabeyi 1. Hakkı Bey de olaylarda yararlanmıştı. Cafer Tayyar Paşa, Kosova Mürettep Kolordusu’nda görevlendirdi. Kolordu Kurmay Heyeti’nde bulunan Kazım Karabekir ve Aziz Samih Beylerle Arnavutların etkili olduğu Çilova Boğazı’nın açılışında görev aldı. Kazım Karabekir Paşa ile dostlukları burada başladı15, isyanın bastırılmasından sonra Yakova Divan-ı Harb Başkanı, 15 Temmuz 1910’da Kosova Divan-ı Örfî Başkanlığına getirildi.

Cafer Tayyar Paşa, 4 Ağustos 1910’da İpek Sancağı Mutasarrıflığı’na atandı. 19 Ekim 1910’da îpek Kumandanlığı da O’na verildi17. Hükümet isyanlar sırasında oluşan zararları gidermeye çalışırken Karadağ sınırında yaşayan Malisörlerin18 isyanı başladı. Cafer Tayyar Paşa Kosova Mürettep Kolordusu 4. Tümen Kurmay Başkanlığına atandı. 15 Mayıs – 16 Haziran 1911 arasında yapılan beş büyük çarpışmada bizzat birliğinin başında Malisörlerle çarpıştı. Salıca, Kaprişka ve Barana bölgeleri Malisörlerden aldı. Malisörler Karadağ’a sığındıysa da Hükümet’in genel af ilanı vb. imtiyazlar vermeye başlaması üzerine geri dönmeye başladılar19. Cafer Tayyar Paşa Dahiliye Nazın Halil Bey ile görüş ayrılığı üzerine îpek’teki görevlerinden istifa etti. Genelkurmay Başkanlığı 4. Şubesi emrine verildi. 14 Ekim 191 l’de Rumeli’de Mustahfız Taburlarının kurulmasında görev aldı.

Bu sırada Arnavutluk’ta yeni bir isyan başladı, isyanın merkezi ipek ve Yakova Sancaktan idi. Hükümet (Harbiye Nazın Mahmut Şevket Paşa’nın isteğiyle) tecrübesinden dolayı Cafer Tayyar Paşa’yı yeniden İpek Sancağı Mutasarrıf ve Kumandanlığına atadı (29 Aralık 1911). Cafer Tayyar Paşa’ya göre Hükümet’in Arnavutluk’ta uyguladığı siyaset yanlıştı. Her isyan sonunda verilen tavizler, özellikle genel af ilanı yeni isyanlara sebep oluyordu. O’na göre bölgenin idaresinde “adil, fakat kuvvete dayanan” bir sistem uygulanmalıydı. Aslında Malisörlere verilen imtiyatlar yeni bir isyana sebep olmuştu. İsyanlar İtalya, Rusya, Avusturya ve Karadağ tarafından da destekleniyordu.

Cafer Tayyar Paşa, İpek’de Orfi İdare ilan ederek emniyeti sağlamak için tedbirler aldı. Islahat programı dahilinde yollar, okullar, resmi binalar yapımına hız vererek, idari düzenlemeler yapmaya çalıştı22. Bu sırada Ordu tam anlamıyla siyasetin içindeydi. İttihat ve Terakki karşıtı, Hürriyet ve İtilaf Yanlısı Subaylar “Halaskaran Grubu”nu kurdular. Hürriyet ve İtilaf Fırkası hükümet değişikliği için Arnavutların isyanını kullanmak istiyordu. Arnavutların isyanını bastırmakla görevlendirilen 1. ve 21. Tümenlerdeki subaylar asi Arnavutlarla anlaştılar. Cafer Tayyar Paşa’yı da kendileriyle işbirliği yapması için ikna etmeye çalıştılar. Cafer Taylar Paşa, onlara yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Hükümet istifa etti, yerine kurulan Gazi Ahmet Muhtar Paşa Hükümeti, Arnavutluk’ta ıslahat yapmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, olayların Arnavutluk’un Osmanlı Devleti’nden ayrılma noktasına doğru gittiğini, olayların ve halkın isteklerinin bitmeyeceğini anlamıştı23. 3 Ağustos 1912’de İpek Sancağı Mutasarrıf ve Kumandanlığı görevlerinden istifa ederek ayrıldı. İstanbul’da 3. Seferberlik Şubesi’ne tayin edildi.

Mart 1912’den itibaren Balkan Devletleri arasında anlaşmalar yapmakta idi. Osmanlı Devleti’nin Balkan Devletleriyle ilişkileri gerginleşirken, ordudaki ikilik, halk arasındaki siyasi kargaşa sebebiyle iç ortamında oldukça bozuktu. Ordu sayıca olmasa da donanım ve disiplin bakımından yetersizdi. Balkan Savaşı 17 Ekim 1912’de başladı.

Cafer Tayyar Paşa, Balkan Savaşı’nda Osmanlı Doğu Ordusu, 16. Kolordu Kumandanlığı, Kurmay Başkanlığına atandı. Doğu Ordusu Edirne, Kırklareli, Paşmaklı civarında görevlendirildi. Doğu Ordusu taarruza gerçikten hemen sonra Kırklareli civarında büyük kayıp vermiş, geri çekilmeye başlamıştı24. Ordu Vize ve Lüleburgaz’a çekilip toparlanmaya çalışırken 1 Kasım 1912 günü cepheye ulaşan Cafer Tayyar Paşa’ya Pınarhisar-Kıraklareli arasındaki mevzilerden, diğer birliklerin geçişini “himaye” görevi verildi. Görevini tamamladıktan sonra Doğu Ordusu’ndan oluşturduğu bir “piyade alayı” ile Osmanlı Ordusu’nun Bulgarlar’a önemli kayıplar verdirdiği Vize muharebelerine katıldı. Ordu umumi ricat emriyle Çatalca’ya çekildi25. Buradaki düzenleme ile Cafer Tayyar Paşa, Doğu Ordusu 2. Kolordu Kurmay Başkanlığına getirildi. 28 Ocak 1913’te Batı Ordusu’nda görevlendirildi. Buradaki ilk görevleri hakkında açık bilgiye sahip değiliz26. Lüşne’de Sirplar’la çarpışmış, burada tifüs hastalığına yakalandıktan sonra 20 Mayıs 1913’te İstanbul’a döndü. İstanbul’da “Üsküdar Ciheti Kumandanlığı” görevine getirildi (14 Haziran 1913). Ancak Cihet Komutanlıkları kaldırılınca 10 Aralık 1913’te İstanbul’da Askeri mahkeme üyesi oldu. Kışı bir süre sonra İzmir’deki 4. Kolordu Kurmay Başkanlığı’na tayin oldu.

Cafer Tayyar Paşa’ya Balkan Savaşı sonunda iki yıl kıdem verilmiş, 9 Aralık 1914’te Kaymakam (Yarbay) rütbesine terfi etmiştir.

C- 1. DÜNYA SAVAŞI SAVAŞINDAKİ FAALİYETLERİ

1. Çanakkale Cephesi

Cafer Tayyar Paşa, Osmanlı Devleti fiilen savaşa girdiği sırada Birinci Tümen Kumandanlığına tayin edildi. Bir süre Tümen’in eğitimi ve eksikliklerini tamamlamak amacıyla27 İstanbul’da kaldıktan sonra Çanakkale (Seddülbahr) Cephesinde görevlendirildi. Ancak cepheye ulaştığında emrindeki tümenin iki alayı yeni oluşturulan Asya Grubu’na verilmiş, 124. Alay da II. Kolordu emrine verilerek bölünmüştü. Cafer Tayyar Paşa, bu uygulamaya karşı çıkmış, Seddülbahr cephesindeki tahkimatın yetersiz olduğunu görerek II. Kolordu Komutanı ile tartışmıştı. O’na göre tahkimatın yetersizliği yanında cepheye yeni gelen her birlik taaruza geçilerek daha etrafını tanımadan eritiliyordu. Burada taarruzu karşı taarruzla karşılamak ve tahkimatı güçlendirmek kayıpları azaltacaktı. Aslında, cephedeki bazı Türk subaylar da Cafer Tayyar Paşa ile aynı görüşte idi28. I Tümen 124. Alay’ın vermiş olduğu ağır kayıp sonunda Tümenin bütün birlikleri tekrar Cafer Tayyar Paşa’nın idaresine verildi. Aynı zamanda Seddülbahr cephesindeki tahkimatın Cafer Tayyar Paşa tarafından yönlendirilip yaptırılması emri de verildi.

Ağustos 1915 sonlarında Anafartalar ve Seddülbahr cephelerinde savaş eski hareketliliğini kaybetmiş, siper çatışmaları yapılmaya başlanmıştı. Cafer Tayyar Paşa komutasındaki I. Tümen’in bağlı olduğu “14. Kolordu ve sağ cenah kumandanı” Trommer Paşa tebdili hava olarak Edirne’ye gidince O’nun görevleri vekaleten Cafer Tayyar Paşa’ya verildi30. Ancak, 9 Eylül 1915’te yürüttüğü görev Albay Konengiesser’a verildi. Cafer Tayyar Paşa yürürlükteki nizamnameye göre Kolordunun en kıdemli Tümen komutanı olarak kendisinin yürütmesi gereken bu görevlerin bir alman subayına verilmesine sinirlenerek ordudan ayrılmak istedi. İtirazları sonunda 31 Eylül 1915’te tekrar 14. Kolordu ve I. Mıntıka komutanlıklarına vekaleten adandı.

Cafer Tayyar Paşa Çanakkale Cephesi’ndeki hizmetlerinden dolayı üç yıl “kıdem zammı” alarak 14 Aralık 1915’te Albay oldu. Gelibolu Yarımadası’nın İtilaf Devletleri tarafından tahliyesi tamamlandıktan sonra (9 Ocak 1916) İstanbul’a döndü.

2. Kafkas ve Irak Cephelerindeki Faaliyetler

Cafer Tayyar Paşa, İstanbul’da I. Tümen’e yeniden savaş gücü kazandırmaya çalıştı. Kafkas Cephesi’nde Rusların Muş, Tatvan, Bitlis’i işgal edip Erzurum’u da almaları sonunda Çanakkale Cepheleri’nden dönen birliklerin bölgeye gönderilmesine karar verildi. II. Ordu’ya bağlı I. Tümen komutanı olarak Kafkas Cephesine gitti (Haziran 1916). Emrindeki I. Tümen Çapakçur ve Oğnut’ta Ruslara karşı başarılı savunmalar yaptı. Cephede Oğnut Bölgesi’ndeki aşiret alayları ve milisler de Cafer Tayyar Paşa’nın emrine verilmiştir. 27 Temmuz-1 Ağustos 1916 tarihleri arasında verilen mücadele sonucu Cafer Tayyar Paşa idaresindeki I. Tümen olağanüstü başarı göstererek Ruslara üç binden fazla kayıp verdirmiştir.

Cafer Tayyar Paşa, 2-3 Eylül 1916’da Mürettep Kolordu Kumandanlığı’na tayin edildi. Karir dağlan, Göynük ve Çorsan bölgesinin tahkimi ve savunmasında görev aldı. Cephedeki yeni düzenlemeyle II. kolordu kumandanlığına atandı (25 Eylül 1916). II. Kolordu, Mustafa Kemal Paşa komutasındaki II. Ordu’ya bağlıydı.

Cafer Tayyar Paşa 8 Nisan 1917’de Irak Cephesi’nde 18. Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın isteği ile karşılıklı görev değişikliğini kabul ederek 18. Kolordu kumandanı oldu32. 18. Kolorduya bağlı birlikler Dicle yakınlarındaki Tikrit bölgesinde İngilizlere karşı eldeki imkanları ölçüsünde başarılı savunma yaptı. 18. Kolordu ihtiyaç sevkiyatındaki zorluklar vb. sebeplerle Tikrit’ten Cebel-i Harameyn mevkine yerleştirildi. Haziran 1918 sonlarında 18. Kolordu lağvedildi.

Cafer Tayyar Paşa 14 Temmuz 1918’de “Kuzey Kafkas Kumandanlığı”na atandıysa da 6 gün sonra, Talat Paşa’nın isteği ile İstanbul’da bulunan I. Kolordu komutanlığına getirildi33. Bir tarafta I. Kolordu birliklerine düzenlemeye çalışırken İstanbul’da asayişin sağlanması, Boğazlardan geçişin kontrolü gibi görevleri yerine getirdi. Firariler ve kurulan çetelerin faaliyetlerine karşı tedbirler aldı.

14 Eylül 1918’de İngiliz, Fransız ve Sırp Birlikleri Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Bulgaristan’a karşı gelen taarruza geçmişti. Durumun nazikliğinden dolayı savunmasız durumda bulunan Doğu Trakya’ya asker gönderilmesine karar veren Harbiye Nezareti, Cafer Tayyar Paşa komutasındaki I. Kolorduyu bölgeye gönderdi (29 Eylül 1918). Cafer Tayyar Paşa, emrindeki birliklerin ihtiyaçlarını temin etmeye ve savunma tedbirleri almaya çalıştı35. Bu sırada Bulgaristan’ın mütareke imzalamasından sonra Almanya ve Osmanlı devleti de mütareke imzaladı.

D. MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDEKİ FAALİYETLERİ

Cafer Tayyar Paşa, Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı gün İstanbul’daydı. Burada askeri ve sivil şahsiyetlerle görüştü36. Yapılan görüşmeler sonunda Türkiye’nin Avrupa’daki son toprağı olan Doğu Trakya (Edirne Vilayeti)’nin savunmasının önemi üzerinde duruldu. 2 Kasım 1918 günü İstanbul’da bulunan Trakya ileri gelenleri toplanarak Trakya’nın kaderini görüştüler. Bu görüşme ile Trakya-Paşaeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin ilk nüvesi oluşturulmuştur37. Cafer Tayyar Paşa aynı gün Edirne’ye gitmek üzereyken Ağabeyi İsmail Hakkı Bey’in ölümünü haber alarak Bursa’ya gitmiş, cenaze töreninden sonra Edirne’ye dönmüştür.

2 Aralık 1918’de resmen kurulan Trakya-Paşaeli Müdafaa Heyet-i Osmaniyesi Cemiyeti38 ile işbirliği yaptı. Cemiyet üyelerinin büyük kısmı, siyasi yollarla mücadeleden yanaydı. Az bir kısmı silahlı savunmadan başka bir çare olmadığının bilincindeydi. Balkan savaşı sonrasında Bulgaristan sınırında kalan Batı Trakya’yı da birlikte düşünüyorlardı.

Cafer Tayyar Paşa, Doğu Trakya’nın Yunan işgali ihtimaline karşı hazırlıklara başladı. Mondros mütarekesi hükümlerine göre terhis edilmeleri gereken erlerin terhisini geciktirmeye çalıştı. Silah ve cephaneyi mümkün olduğunca elde tutmaya gayret etti. Doğu Trakya’daki İngiliz kontrol subayları ve İstanbul Hükümeti’nin emirlerine rağmen Jandarma teşkilatını takviye etti. İç asayişi sağlamak amacıyla yeni birlikler oluşturuldu39. Buradan geçişi bir süre için Trakya’ya alınan Tekirdağ’daki XIV. Kolordu Komutanlığına atanmış olan Kazım Karabekir Paşa ile görüştü. Görüşmelerinde İstanbul’un güvenliği açısından Edirne’nin savunmasının önemi konusunda görüş birliğine vardılar40. Kazım Karabekir Paşa’nın Doğu Anadolu’ya gidişinden sonra Hükümet O’nun emrindeki 55. Tümeni de Cafer Tayyar Paşa’nın idaresine bırakmıştı. Doğu Trakya’da I. Kolordudan başka birlikte kalmamıştır.

Bu arada İstanbul Hükümeti Cafer Tayyar Paşa’ya İtilâf Devletleri temsilcilerine yardımcı olması konusunda baskını sürdürmekte idi. Cafer Tayyar Paşa’nın Yunanistan’dan gelen Trakya Demiryolu Muhafaza Taburu’nun yerli Rumları silahlandırma hatta Türk subaylarına harekete varan taşkınlıkları sebebiyle değiştirilmesi için İtilâf Devletleri nezdinde ve Osmanlı Hükümeti’ne yaptığı başvuruları sonuçsuz kaldı

Bu arada Paris Barış görüşmelerinde İzmir ve çevresi ile ilgili tartışmalar sona ermiş “İzmir’i işgal hakkı” Yunanistan’a verilmişti. 15 Mayıs 1919 günü İzmir’in işgalinden sonra Doğu Trakya’nın akıbeti de belirginleşti. Cafer Tayyar Paşa, Doğu Trakya’nın İstanbul’a yakın olmasından dolayı her türlü ihtiyacını buradan sağlamak zorundaydı. Bu nedenle İstanbul Hükümeti ile ilişkilerini sürdürmüş, Hükümeti Edirne’ye yardımcı olmaya ikna etmeye çalışmıştır. Yunanlıların Faaliyeti ve İzmir’in işgalinden sonra Trakya’yı da işgal etmelerinin İstanbul’u tehlikeye düşüreceğini anlatan raporunu Harbiye Nezareti’ne göndererek seferberlik ilan etmek için yetki istemişse de beklediği desteği alamamıştır

İzmir’in işgalinden sonra Anadolu’ya geçerek Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Paşa ile işbirliği halinde Trakya’daki Mücadeleyi sürdürmeye çalıştı43. Mustafa Kemal Paşa ile Cafer Tayyar Paşa’nın işbirliği Trakyalıların maneviyatını güçlendirdi. Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli’deki Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri birleştirildi. Sivas Kongresi’ne Edirne’den temsilci gönderilmemiş ancak Kongre Kararlarına uyulacağı bildirilmişti. Trakya Paşaeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin bir şubesi olarak çalışmaya başladı. Cafer Tayyar Paşa, I. Kolordu’ya bağlı Tümen komutanlarından görev bölgelerinde milli teşkilatlanmanın gerçekleştirilmesini ve resmi görevlilerle halkın yardımını sağlamalarını istedi. Ancak halkın büyük kısmı ve bazı idareciler Trakya’da silahlı savunma yapılmasına karşıydı. Milli teşkilatlanmaya engel oldular. Özellikle Tekirdağ Mutasarrıfı büyük zorluklar çıkarmıştır. Bu durum Trakya’daki Mücadele’yi olumsuz olarak etkiledi. Cafer Tayyar Paşa’nın bütün çabalarına karşılık teşkilatlanma tam anlamıyla başarılı olamadı.

16 Mart 1920 günü İstanbul’un resmen işgali üzerine Cafer Tayyar Paşa İstanbul’la irtibatını büyük ölçüde keserek, aynı gün yayınladığı Kolordu emriyle Doğu Trakya’da seferberlik ilan etti. İstanbul’la olan telgraf hattı kapatıldı, buradan gelen yayınlara sansür koydurdu44. 19 Mart 1920’de Edirne Selimiye Camii’ndeki Miting’den sonra toplanan askeri ve mülki görevliler arasında Trakya’nın savunmasında izlenecek yol tartışıldı. 31 Mart – 2 Nisan 1920 tarihlerinde gerçekleştirilen Lüleburgaz Kongresi’nde “Trakya’da iç ihtilal ve yabancı işgaline karşı müdafaa mukavemet” kararı alındı. Cafer Tayyar Paşa’nın görevi savunma kararını askeri komutan olarak uygulamaktı. Kongrenin aldığı karar TBMM’nin açılış hazırlıklarını yürütmekte olan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirildi. Aynı Kongre’de Cafer Tayyar Paşa TBMM’ne Edirne Milletvekili seçildi

Kolordu’nun seferberlik ilanıyla artan ihtiyaçlarını sağlamakta zorlanan Cafer Tayyar Paşa, İstanbul Hükümeti ile ilişkisi olan Edirnelilerin teşviki ve Trakya-Paşaeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin aldığı karar neticesi İstanbul’a gitti46. Ancak İstanbul’da bulunduğu sırada beklediği yardımı alamadığı gibi Kolordu Komutanlığı’ndan da azledildi. Cafer Tayyar Paşa’ya TBMM tarafından “Rumeli Umum Komutanlığı” unvan ve selahiyeti verildi. Edirne’nin savunmasıyla ilgili derin tartışmaların yapıldığı Edirne Kongresi’nde Cafer Tayyar Paşa’ya “Trakya Milli Kumandanı” unvanı verildi.

İstanbul Hükümeti tarafından I. Kolordu Komutanlığına atanan Muhittin Bey, Edirne Kongresi kararlarına rağmen açıkça seferberlik ilan etmedi. Muhittin Bey, Milli Mücadele’ye taraftar olmasına rağmen İstanbul’la irtibatın devam etmesini Trakya’nın Savunması için gerekli olduğuna inanıyordu. İstanbul’la olan telgraf hattını açarak ilişkilerini devam ettirdi. İstanbul basınının Milli Mücadele aleyhindeki yazılan halkın silahlı mücadele azmini kırdı. Muhittin Bey sonunda seferberlik ilan etti. 14 Mayıs 1920 tarihli Kolordu seferberlik emriyle 1316 doğumluları Jandarma birliklerinde toplanmaya çağırdı, doğrudan Kolordu’ya almadı. Bu durum Muhittin bey ile Cafer Tayyar Paşa’nın mücadele konusundaki fikir ayrılıklarını ortaya koydu. Milli Komutan Cafer Tayyar Paşa ile O’na bağlı çalışması gereken Kolordu Komutanı savunma planlan üzerinde de anlaşamadı, emir komuta zinciri gerçekleşmedi48. Bu durum Doğu Trakya’nın savunmasını olumsuz yönde etkiledi. Milli Mücadele’nin belli bir plan üzerinde gerçekleşmemesine neden oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Trakya harekatını mümkün olduğunca uzatılması yönündeki emrine rağmen I. Kolordu Komutanı’nın Yunan saldırısı başlamadan önce verdiği emirle başarısızlık durumunda Ordu birliklerinin Bulgaristan’a geçmesini planladığını açıklaması da sonucu etkiledi.

Yunan Ordusu, 20 Temmuz 1920’de taarruza geçti. Marmara kıyısında başlayan çıkarma ile Ereğli ve Sultanköy’e giden Yunan Ordusu, aynı anda Tekirdağ kıyılarına da çıkarma yapma imkanı buldu. Tekirdağ’daki 55. Tümen, kısa sürede dağıldı. 55. Tümen’in yenilgisi 60. Tümeni de zor durumda bıraktı. 23 Temmuz 1920 günü Kolordu Karargahında toplanan Cafer Tayyar Paşa ve Muhittin Bey I. Kolordu’yu Babaeski’de toplayarak savaşı sürdürme kararı aldılar. Cafer Tayyar Paşa, durumu değerlendirmek amacıyla Kolordu Süvari Takımının bir kısmıyla sivil olarak Havsa-Babaeski yönüne keşfe gitti. Bu sırada bir Yunan Piyade Bölüğü ve bir süvari takımının ateşi arasında kaldılar. Açılan ateş sonucu attan düşen Cafer Tayyar Paşa, yanındakiler tarafından öldü sanılarak baygın bir şekilde bırakılmış Bostanlı Köyü halkı tarafından Yunanlılara teslim edilmiştir. İki gün Edirne’de tutulduktan sonra Atina’ya gönderilmiştir

Cafer Tayyar Paşa’nın esaret hayatı oldukça sıkıntılı geçti. Attan düştüğü sırada başından aldığı darbe sebebiyle rahatsızlığı devam ettiğinden dolayı Atina’da bir hastanaye yatırılmıştı. Burada Yunan Gazetecileriyle yaptığı görüşmede Anadolu’daki Milli Mücadele’nin başarısından emin olduğunu ve Yunanistan’ın İngiltere’nin “maşası” olarak Anadolu’da bulunduğunu ifade ettiğinden nisbeten iyi olan hastane günlerinden sonra sıkıntılı bir esaret dönemi geçirmiştir50. Esareti, Lozan’da (30 Ocak 1923) yapılan anlaşma gereği karşılıklı esir değişimi sonucu 4 Haziran 1923’te sona erdi.

E- MİLLİ MÜCADELE SONRASI ASKERİ VE SİYASİ FAALİYETLER

Cafer Paşa’nın esaretten dönüş tarihi TBMM’nin yeniden seçilmek üzere dağıldığı günlere rastlanmıştı. Mustafa Kemal Paşa Meclis’teki odasında kendisini ziyaret eden Cafer Tayyar Paşa’yı esareti ve Trakya harekatının başarısızlığından dolayı teselli etmiş ve O’nu Trakya’daki seçimleri idare etmekle görevlendirmişti51. Yapılan seçimlerde Cafer Tayyar Paşa TBMM’de İkinci Dönem Edirne Milletvekili olarak yer aldı

Cafer Tayyar Paşa, 12 Ağustos 1923 günü, M. Kemal Paşa ile T.B.M.M.’deki odasında yaptıkları özel görüşme sonunda 7. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu sırada Musul Meselesi gündemdeydi. Bu nedenle Diyarbakır’da güçlü birliklerin bulundurulması gerektiğini ifade eden M. Kemal Paşa, bölgede güvenilir birinin bulunması gerektiğini bu sebeple kendisini düşündüğünü belirtmişti. Cafer Tayyar Paşa, Musul’un Mondros Mütarekesi’ne aykırı olarak işgal edildiğini, kendisinin de Musul’u almasının mümkün olabileceğini, bu konudaki sorumluluğun kendisine bırakılmasını istedi. M. Kemal Paşa’da bunu uygun bulduğunu ve O’na bu konuda güvendiğini belirtti. Cafer Tayyar Paşa’nın Milletvekilliği de devam edecekti53.

Cafer Tayyar Paşa, “üstlendiği tarihi vazife” dolayısıyla bir yandan Kolordu’yu düzene koymaya çalışırken, bir yandan da yerel halkla temasa geçerek bölgede Devlet nüfuzunu yerleştirmeye çalıştı. Burada bulunduğu sırada 24.09.1923 tarihinde Generalliğe (Mirliva) terfi etti. 7. Kolordu’nun sorumluluğundaki bölge oldukça genişti54. Musul’a hareket düzenlemeye hazırlanırken İngilizlerin teşviki ile Nasturilerin isyani başladı55. Hükümet İsyanı bastırma görevini Cafer Tayyar Paşa’ya verdi. Kısa sürede isyan bastırıldı. Cafer Tayyar Paşa, Nasturi isyanını daha çok milli kuvvetlerle gerçekleştirdiğini, hareket sırasında Musul’a yönelmek için Ankara’yla görüştüğünü ancak bu sırada yeni bir savaşı göze alamayan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin kendisine izin vermediğini zaman zaman dile getirmiştir56.

Bu sırada Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa gibi Ordu Komutanı ve Milletvekili olan şahsiyetler milletvekilliğini tercih ederek Ordudaki görevlerinden istifa etmişlerdi. Cafercih etmesi istendiğinde milletvekilliğini tercih ederek 3 Kasım 1924’te Kolordu Komutanlığından ayrıldı57. İki ay Halk Fıkrasından istifa etmeden Milletvekilliğini sürdürdükten sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na üye oldu. Partiye katıldığı ilk günkü konuşmasında nuhalefetin görevinin ülkede demokrasinin yerleşmesine hizmet etmek olduğunu ve yıkıcı bir muhalefetten yana olmadığını ifade etmiştir. Rauf Bey ve Kastamonu Milletvekili Halit Bey’in de bulunduğu bir toplantı da Parti üyelerinden bazılarının gündeme getirdiği “Alay kumandanlarıyla irtibat tesisi” fikrine karşı çıkarak, Ordu ile siyasetin ayrı tutulması gerektiğini aksi takdirde kendisinin partiden ayrılacağını belirterek bu konuda kesin tavır almıştır

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3 Haziran 1925’te Hükümet tarafından kapatıldı. Fırka Programındaki “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası efkar-ı itikadat-ı diniyyeye hürmetkardır” ifadelerinin Doğu Anadolu’da çıkan Şeyp Sait İsyanı’nı körüklediği şeklinde yorumlanmıştır59. Cafer Tayyar Paşa ve arkadaşları bağımsız olarak milletvekilliğini sürdürdüler. İzmir’de M. Kemal Paşa’ya karşı yapılması planlanan suikast hazırlığı ortaya çıkarılınca suikastın arkasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olduğu iddiası üzerine Cafer Tayyar Paşa, Kazım Karabekir ve Ali Fuat (Cebesoy) gibi Parti mensuplarıyla yargılandı. 27 Haziran 1926’da beraat ettiler

Cafer Tayyar Paşa’nın milletvekilliğini süresi 1 Kasım 1927 tarihinde sona erdi. 9 Ocak 1928’de Ordudan da emekli edildi61. Bir daha aktif siyasete dönmeyen Cafer Tayyar Paşa, 3 Ocak 1958’de İstanbul’da vefat etmiş, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Kanaatimize göre O görevini titizlikle yerine getirmeye çalışan vatanperver bir komutan, iyi bir aile reisi, dürüst bir şahsiyettir. Kazım Karabekir Paşa’nın “Taktik kabul etmeyen adam…” sözleri Cafer Tayyar Paşa’nın baskıya gelemeyen karakterini anlatmaktadır. Bu nedenle soyadı olarak Ailesinin Lakabı olan “Çolakoğulları”nı almak isterken Kazım Karabekir’in “Hiç eğilmeden Eğilmez soyadını al” tavsiyesiyle bu soyadı almıştır.

Musul sorunu esnasında, Musul’u işgal etmeyi önermiştir. Eğer bu harekat sonucunda başarılı olamaz ve Musul konusunda Türkiye istediğini alamaz ise, devletin bundan zarar görmemesi için işgal harekatının, kendi kişisel kararı olduğunu, devlet yetkililerinden böyle bir emir gelmediğini beyan edeceğini ve bunun için divan-ı harpte yargılanmayı kabul edeceğini Gazi’ye belirtmiştir.

ORGENERAL İZZETTİN ÇALIŞLAR ( 1882-1951)

1882 yılında Yanya’da doğdu. İstanbul’da Milli Savunma Bakanlığı Personel Dairesi emrinde çalışmayı reddederek Mudanya’da Milli Mücadele kuvvetlerine katıldığında (1 Temmuz 1920) yarbaydı. O tarihe kadar Üsküp’ten Anafartalar’a uzanan çeşitli yerlerde görev yaptı. Çalışlar, Milli Mücadele’yi yürüten kuvvetlerden 23. Tümen komutanlığına atandı, 20. Kolordu’nun da komutan vekilliğiyle görevlendirildi. Kütahya-Eskişehir, Birinci ve İkinci İnönü ve Sakarya Meydan Savaşları’nda tümen ve grup komutanı olarak bulundu. 1921’de albaylığa, 1922’de generalliğe yükseldi. 1926’da korgeneral oldu. Bu sırada 1. Ordu’ya komuta ediyordu ve bir ara İzmir valiliği ile Askerği Mahkeme üyeliği de ek görev olarak kendisine verilmişti.

Çalışlar, 1930’da orgeneralliğe yükseltildikten sonra ordu komutanı olarak 1939’a kadar görevini sürdürdü. Emekliye ayrıldıktan sonra Aydın (1939), Muğla (1940 ve 1943), Balıkesir (1943) milletvekili olarak Meclis’de bulundu.

1951 yılında İstanbul’da öldü.

ALİ İHSAN PAŞA (1882-1957)

Ali İhsan Sabis (veya, Soyadı Kanunu öncesinde, Ali İhsan Paşa) 1. Dünya Savaşı’nda Irak cephesinde 6. Ordu’ya komuta etmiş, İngilizlerce tutuklanmasının ardından ilk Malta sürgünü olmuş, dönüşünde ve Büyük Taarruz öncesinde Batı Cephesi 1. Ordu komutanlığını yürütmüş Türk askeridir. Soyadını Irak’ta Kut savaşlarında İngilizlere ağır kayıplar verdirdiği Sabis mevkiinden almıştır.

30 Ağustos 1882 tarihinde İstanbul’da, Cihangir semtinde doğdu. İlk mektebi ve Beşiktaş Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra 1895 yılında Halıcıoğlu’ndaki Topçu okuluna girdi. 1901’de Harp Okuluna başladı ve 1904’te birinci olarak mezun oldu.

1. Dünya Savaşı’nda kolordu ve ordu komutanı olarak Kafkasya ve Irak cephelerinde bulundu (1915-1918). 1915’de Tortum’da muvaffakiyetlerle başlayan komutanlığında, Dilman mağlubiyeti ve Ermeni isyanı sonucunda Van’ın elden çıkması ile Tortum’dan Tatvan’a inmek zorunda kaldı. 9. Kolordu Kumandanlığından 4. Kolordu Kumandanlığına, sonra da 6. Ordu Kumandanlığına terfi etti. İran içlerine gönderildi. Hatıralarında, Ruslarla yapılan Dümdar muharebeleri ile İran’dan, Bağdat’tan ilerleyen İngiliz kuvvetleriyle Şehriban civarında çarpışarak, tekmil 13. Kolorduyu Ruslarla İngilizlerin kıskacı arasından kurtararak Diyale nehrinin batısına geçirdiğini belirtmiştir. 2 Nisan 1918’de harabe halindeki Van’a girer.

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi hala Türklerin elinde ve Ali İhsan Paşa komutasındaki birliklerin idaresindeydi. Ateşkes ile savaşın bitmesi ve bütün kuvvetlerin yerlerinde kalmaları gerektiği yönündeki mütareke hükmü İngilizleri durdurmaya yetmedi. İlerlemeye devam ettiler ve Türk birliklerinin Musul’u terk etmesini istediler. Türk kuvvetlerinin komutanı Ali İhsan Sabis Paşa, bu isteği reddetti ancak İstanbul Hükümeti’nin talimatı üzerine Musul’u bırakıp Nusaybin’e kadar çekildi.

Sponsorlu Bağlantılar

Savaştan sonra İstanbul’un işgalinde İngilizler tarafından Haydarpaşa İstasyonu’nda tutuklanarak Malta’ya sürüldü. Dönüşünde (27 Eylül 1921), Kurtuluş Savaşı’na katıldı ve Batı Cephesi 1. Ordu komutanlığına atandı. Daha kıdemli olması dolayısıyla cephe komutanı İsmet Paşa ile anlaşmazlık çıkardığından Büyük Taarruzdan önce görevden alındı ve emekliye ayrıldı (1922). Nutuk’ta kendisine ağır eleştiriler yöneltilmiştir.

2. Dünya Savaşı yıllarında, gazetelere askerlik konusunda yazılar yazıyor ve genellikle Nazi ordularının ilerleyişini alkışlıyordu. Türkiye savaşın sonuna doğru Almanya’nın karşısında yer alınca, tenkit yazılarıyla yetinmeyerek, başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere devlet ve hükümet erkanına, suçlayıcı imzasız mektuplar göndermeğe başladı. Böylelikle 1922’de emekliye ayrılmasından önemli rolü oynayan, o zamanın Batı Cephesi komutanı İnönü’den dolaylı intikam almış oluyordu. Olayın tespitinden sonra, 24 Şubat 1944’de tutuklandı ve 10 Şubat 1947’de de sıkıyönetim mahkemesince 15 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. 1950’den sonra cezası sonuçları itibarıyla kaldırıldı ve 1954’te 10. Dönem’de DP milletvekili olarak Meclise girdi. Milletvekilliği bir dönem sürdü. 1957’de vefat etti.

Kurtuluş Savaş Komutanları Listesi

Kurtuluş Savaşı’na katılan üst kademelerdeki komutanların listesi:

Adı Soyadı Doğum Ölüm Sicili Binbaşı Yarbay Albay Mirliva Ferik I. Ferik Müşir Askeri Görevleri
Muhittin Akyüz 1870, İstanbul 1940 1304-P.38 1898 1902 1913 1916 Kastamonu Bölge K.
Nazif Kayacık 1872, İstanbul 1951 1306-P.29 1905 1910 1915 1928 3.Kaf.Tüm.K.
İsmail Cevat Çobanlı 1871, İstanbul 1938 1307-P.4 1895 1898 1910 1914 1918 1926 El-Cezire Cep.K.
Cemil Conk 1873, İstanbul 1963 1308-P.18 1901 1914 1916 1923 11-18.Tümen K.
Ahmet Naci Eldeniz 1875, Manastır 1948 1309-P.17 1902 1914 1917 1922 1927 7.Tüm.K.
Rüştü Paşa 1872, Erzurum 1926
1309-Top.8 1911 1914 1917 1920 3.Kaf.Tüm.K.
“Sakallı” Nurettin Paşa 1873, Bursa 1932 1309-P.31 1901 1911 1914 1918 1922 1.Ordu K.
Hasan Mümtaz Çeçen 1876, İstanbul 1941 1309-P.99 1911 1916 1921 57.Tüm.K.
Kâzım Sevüktekin 1877, İstanbul 1949 1311-b-P.5 1906 1914 1918 1922 8.Tüm.K.
Osman Nuri Koptagel 1874, Erzincan 1942 1311-b-P.17 1912 1915 1920 1922 12.Tüm.K.
Mustafa Münip Uzsoy 1878, İstanbul 1950 1311-b-P.32 1911 1915 1921 61.Tüm.K.
Süleyman Sabri 1873, Manastır 1941 1311-b-Sv.50 1912 1915 1921 1929 7.Sv.Tüm.K.
Mehmet Rüştü Sakarya 1877, İstanbul 1951 1311-b-P.70 1903 1909 1912 1921 61.Tüm.K.
Veysel Özgür 1877, Trabzon 1931 1311-b-P.83 1912 1916 1921 7.Tüm.K.
Mehmet Emin Yazgan 1876, İstanbul 1961 1311-b-P.88 1911 1916 1921 1927 7-18.Tüm.K.
Ali Sait Akbaytogan 1872, Manyas 1950 1311-c-P.1 1907 1911 1913 1915 1923 1927 Doğu Cep.K.Vek.
Mustafa Fevzi Çakmak 1876, İstanbul 1950 1311-c-P.7 1902 1910 1913 1915 1918 1921 1922 Başvekil, Millî Müdafaa Vekili, Genkur.Bşk.
Vehbi Kıpçak 1875, Servi 1946 1311-c-P.8 1907 1910 1915 1928 10.Kor.As.Al.Hyt.Bşk.
Ali 1874, İstanbul  ? 1311-c-P.11 1914 1916 1922 2-5.Tüm.K.Vek.
Hacı Mehmet Arif Örgüç 1876, İstanbul 1940 1311-c-Sv.69 1910 1914 1921 Mürettep Tüm.K.
Reşat Çiğiltepe 1879, İstanbul 1922 1311-c-P.80 1914 1916 1922 57.Tüm.K.
Mehmet Nihat Anılmış 1876, Filibe 1954 1312-P.4 1907 1912 1914 1915 1928 El-Cezire Cep.K.
Yakup Şevki Subaşı 1876, Harput 1939 1312-P.5 1907 1914 1916 1922 1926 2.Ordu K.
Yusuf İzzet Met 1876, Yozgat 1922 1312-Sv.6 1907 1912 1914 1915 3.Grup K.
Sami Sabit Karaman 1877, Şam 1957 1312-Sv.10 1914 1917 1923 6.Sv.Tüm.K.
Mehmet Muhittin Kurtiş 1876, Şam 1952 1312-P.14 1907 1911 1915 1931 60-61.Tüm.K.
Akif Erdemgil 1876, Debre 1962 1312-Sv.46 1911 1915 1921 1927 2.Tüm.K.
Mehmet Şefik Aker 1877, Kesriye 1964 1312-P.84 1908 1914 1916 57.Tüm.K.
Mehmet Sabri Erçetin 1876, Bursa 1956 1313-Top.17 1914 1917 1921 1922 8-4.Tüm.K.
Hüseyin Nurettin Özsu 1879, İstanbul 1937 1313-P.256 1911 1914 1917 1922 7-17.Tüm.K.
Mehmet Emin Çolakoğlu 1878, Şarkîkaraağaç 1939 1314-P.13 1914 1916 1918 1924 Kars.Müs.Mev.K.
Şükrü Naili Gökberk 1876, Selanik 1936 1314-P.16 1907 1915 1918 1922 1926 15.Tüm.K.-3.Kor.K.
Ali Hikmet Ayerdem 1877, Bursa 1939 1314-P.39 1907 1914 1918 1922 1926 11.Tüm.K.-2.Kor.K.
İbrahim Refet Bele 1881, Selanik 1963 1314-P.44 1913 1915 1916 1922 Güney Cep.K.
Hüseyin Nazmi Solok 1876, Balıkesir 1956 1314-Sv.48 1915 1916 1921 1924 1930 2.Sv.Tüm.K.-6.Tüm.K.
Mehmet Atıf Ateşdağlı 1876, Girit 1947 1314-Sv.48 1916 1917 24.Tüm.K.
Şerif Yaçağaz 1876, Pazarcık 1938 1314-P.94 1914 1916 1921 41.Tüm.K.
Sıtkı Üke 1876, Selanik 1941 1314-İs.505 1910 1915 1921 1927 11.-9.Tüm.K.
Fahrettin Altay 1880, İşkodra 1974 1315-P.1 1909 1914 1915 1921 1922 1926 12.Kor.K.-5.Sv.Kor.K.
Ethem Servet Boral 1876, Kafkasya 1956 1315-P.16 1911 1915 1921 2.Sv.Tüm.K.
Bekir Sami Günsav 1879, Bandırma 1934 1315-P.17 1910 1915 1916 17.Kor.K.Vek.-56.Tüm.K.
Ahmet Nuri Öztekin 1876, Bandırma 1912 1315-P.26 1914 1921 3.Kaf.Tüm.K.
Kâzım İnanç 1880, Diyarbakır 1938 1315-P.29 1909 1915 1915 1918 1924 6.Kor.K.
Mehmet Kâzım Dirik 1881, Manastır 1941 1315-P.87 1913 1915 1916 1924 1928 9.Or.Kur.Bşk.-Erzurum Müs.Mev.K.
Mehmet Selâhattin Adil 1881, İstanbul 1961 1315-b-Top.2 1908 1914 1915 1923 Adana Cep.K.-2.Kor.K.
Celâl (Dz.) 1879, İstanbul  ? 1315-Gv.315 1915 1922 1928
Mehmet Hayrettin (Dz.) 1878, İstanbul 1918 1315-Gv.321 1921
Asım Gündüz 1880, Kütahya 1970 1316-P.2 1911 1915 1918 1922 1926 1937 Batı Cep.Kur.Bşk.
Mehmet Hayri 1879, Konya  ? 1316-Ağ.Top.2 1910 1915 41.Tüm.K.
Cafer Tayyar Eğilmez 1877, Priştine 1958 1316-Sv.4 1910 1914 1915 1923 1.Kor.K.-Trakya Mil.Kuv.K.
Mürsel Bakü 1881, Erzurum 1945 1316-Sv.7 1911 1914 1918 1922 1.Sv.Tüm.K.
Mustafa Muğlalı 1882, Muğla 1951 1316-P.21 1914 1915 1922 1927 1931 1942 18-13.Tüm.K.
Ömer Lütfi Argeşo 1879, İstanbul 1975 1316-P.25 1915 1918 23.Tüm.K.
Mehmet Suphi Kula 1881, Manastır 1948 1316-Sv.57 1916 1921 1922 1927 14.Sv.Tüm.K.
İbrahim Çolak 1881, Bursa 1944 1316-P.157 1916 1921 1922 3.Sv.Tüm.K.
Mahmut Nedim Hendek 1880, Kafkasya 1920 1316-Sv.484 1916 1918 24.Tüm.K.
Ali İhsan Sabis 1882, İstanbul 1957 1317-Top.1 1911 1914 1915 1917 1.Ordu K:
Mehmet Hayri Tarhan 1880, Tırnovacık 1934 1317-P.4 1912 1916 1921 1929 9.Tüm.K.
Mustafa Kemal Atatürk 1881, Selanik 1938 1317-P.8 1911 1914 1915 1916 1921 TBMM Reisi, Başkomutan
Cavit Erdel 1884, Edirne 1933 1317-P.14 1933 1912 1916 1922 1927 11.Kaf.Tüm.K.
Mehmet Arif Bey 1882, Adana 1926
1317-P.17 1915 1918 1921 11.Tüm.-3.Grup K.
Ali Fuat Cebesoy 1882, İstanbul 1968 1317-P.28 1911 1914 1915 1917 1923 1926 20.Kor.K.-Batı Cep.K., Moskova Sefiri
İsmail Hakkı 1883, İstanbul 1923 1317-P.59 1913 1916 1921 11.Kafkas Tümeni Komutanı
Ahmet Fuat Bulca 1881, Selanik 1962 1317-P.80 1915 1921 1924 24.Tüm.K.-Ankara Komutanı
Musa Kâzım Karabekir 1882, İstanbul 1948 1318-P.1 1912 1914 1915 1915 1920 1923 15.Kor.K.-Doğu Cep.K.
Mehmet Emin Koral 1881, İstanbul 1959 1318-Ağ.Top.1 1912 1915 1916 1922 1926 1.Ordu Kur.Bşk.
Sadullah Güney 1883, İstanbul  ? 1318-Kale Top.1 1912 1916 1921 46.Tümen K. – Ankara Menzil Müfettişi
Mehmet Kenan Dalbaşar 1886, İstanbul 1935 1318-Sv.7 1915 1918 1922 1926 1931 5.Tüm.K.
Şevket Seyfi Düzgören 1880, İstanbul 1948 1318-P.14 1912 1916 1921 1927 13.Kaf.Tüm.K.
Mehmet Nuri Conker 1882, Selanik 1937 1318-P.15 1912 1915 1920 41.Tüm.K.
Mehmet Hulusi Conk 1881, İzmir 1950 1318-P.24 1913 1918 1922 24.-18.Tüm.K.
Kazım Fikri Özalp 1882, Köprülü 1968 1318-P.29 1914 1915 1917 1921 1922 1926 61.Tüm.-Mürettep Kor.K.-Millî Müdaffa Vekili
Ethem Necdet Karabudak 1882, Çal 1946 1318-P.31 1915 1921 1922 14.Tüm.K.
Cemil Cahit Toydemir 1883, İstanbul 1956 1318-P.311 1915 1918 1921 1927 1933 1942 5.Kaf.-10.Tüm.K.
Mustafa İsmet İnönü 1884, İzmir 1973 1318-Sah.Top.1 1912 1914 1915 1921 1922 1926 Genelkurmay Başkanı – Batı Cep K.
Şefik Avni Özüdoğru 1884, Samsun 1960 1319-İs.1 1915 1918 15.Tüm.K.
İzzettin Çalışlar 1882, Yanya 1951 1319-Top.2 1914 1916 1921 1922 1926 1930 61.Tüm.K.-1.Kor.K.
Abdurrahman Nafiz Gürman 1882, Bodrum 1966 1319-P.5 1913 1917 1921 1926 1930 1940 1.Tüm.K.
Alaâddin Koval 1882, İstanbul 1930 1319-P.8 1914 1916 1922 1927 55.Tüm.K. – 41.Tüm.K.
Aşir Atlı 1881, Kilis 1967 1319-P.23 1914 1916 1921 1925 16.Tüm.K.
Halit Karsıalan 1883, İstanbul 1925 1319-P.257 1915 1916 1920 1922 9.Kf.Tüm.K. – Kocaeli Grp K. – 12.Grup K.
İbrahim Münir (Dz.) 1885, İstanbul 1930 1319-Gv.696 1921 1926
Cemal Çakar (Dz.) 1883, Safranbolu  ? 1319-Gv.704 1921 1927
Osman Zati Korol 1880, İzmir 1946 1320-Ağ.Top.1 1915 1921 1922 1927 1.Sv.Tüm.K.
Mehmet Kazım Orbay 1887, İzmir 1964 1320-Sah.Top.1 1914 1916 1918 1922 1926 1935 Doğu Cep.Kur.Bşk.-3.Kaf.Tüm.K.
Ahmet Naci Tınaz 1882, Serfice 1964 1320-P.3 1916 1921 1922 1926 1930 Batı Cep.Kur.Bşk.-15.Tüm.K.
Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet 1883, İstanbul 1958 1320-P.5 1915 1917 1922 1926 2.Ordu Kur.Bşk.
Kemalettin Sami Gökçen 1884, Sinop 1934 1321-İs.1 1914 1917 1921 1922 1926 1.Tüm.K. – 4.Kor.K.
Ahmet Zeki Soydemir 1883, Selanik 1954 1321-P.5 1915 1921 1922 1927 Mürettep Tüm.-2.Sv.Tüm.K.
Mehmet Sabit Noyan 1887, İstanbul 1967 1321-P.30 1914 1921 1922 1927 1935 1945 190.A.K. – 57.Tüm.K.Vek.
Ömer Halis Bıyıktay 1883, Erzincan 1939 1321-P.44 1918 1921 1922 1927 1934 23.Tüm.K.
Halit Akmansü 1884, Kastamonu 1953 1322-Top.2 1916 1921 1922 3.Kaf. – 5.Kaf.Tüm.K.
Ahmet Derviş 1884, Selanik 1932 1322-P.26 1914 1921 1922 1926 1930 7. – 11.Tüm.K.
Mehmet Salih Omurtak 1889, İstanbul 1954 1323-P.1 1916 1921 1922 1926 1930 1940 61.Tüm.K.
Mehmet Nazım 1886, Kayseri 1921 1323-P.3 1916 1921 1921
4.Tüm.K.
Hulusi Gökdalay (Dz.) 1883, İzmir 1955 1323-Gv.803 1921 1925 1931 1937
Mustafa Fahri (Dz.) 1887, Edremit  ? 1323-Gv.809 1921 1925
Şevket Doruker (Dz.) 1884, İstanbul 1956 1323-Gv.814 1921 1922
Necip Okaner (Dz.) 1886, İstanbul 1959 1323-Gv.817 1922
Mehmet Fazıl (Hv.) 1889, İşkodra 1923
1326-Hv.41 1922

 

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


Henüz yorum yok! İlk yorumlayan siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir