Yönetim Şekilleri, Farklılıkları ve Benzerlikleri Nelerdir?

Sponsorlu Bağlantılar

Yönetim Şekilleri

Yönetim şekilleri bir devlette yaşayan halkın yada halkların devlet yönetimine sundukları katkı ile ölçülmekte ve buna göre isimlendirilmektedir. Burada dünya üzerinde en sık rastlanan yönetim şekilleri ve bu yönetim türleri hakkında kısa bilgiler bulabilirsiniz. Aslında her yönetim şeklinin mizahi olarak kısa anlamlarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

birlik, beraberlik

Yönetim biçimleri, devletlerin idare şeklidir. Devlet şekli cumhuriyet olan, yani halk egemenliği olan devletlerde, yönetim biçimi bununla özdeş olarak demokrasi olmayabilir. Yönetim biçimi ile devletin kuruluşunun ve milletlerin hayat tarzlarının, dünya görüşünün derin bir ilgisi vardır.

  • Maskeli Monarsi
  • Aristokrasi
  • Cumhuriyet
  • Demokrasi
  • Despotluk
  • Federasyon
  • Komünizm
  • Konfederasyon
  • Meritokrasi
  • Monarşi
  • Mutlakiyet
  • Oligarşi
  • Otokrasi
  • Parlamenter monarşi (Meşrutiyet)
  • Plütokrasi
  • Teknokrasi
  • Teokrasi
  • Totalitarizm

Monarşi (ya da krallık) bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Cumhuriyetlerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir.Monarşi,bir sultanın,hükümdarın veya padişahın tek başına egemen olduğu sisteme denir.

Aristokrasi ya da Soylu erki (Yunanca ἀριστοκρατία – en iyinin hükümdarlığı = ἀριστεύς – en iyi + κρατεῖν – hüküm sürmek) iktidarın imtiyazlı ve genellikle soya bağlı bir toplum sınıfının elinde bulunduğu siyasi hükümet şeklidir; ekonomik, toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu tarihi yönetim biçimidir. “Soylular sınıfı” anlamında da kullanılmaktadır.

Cumhuriyet, milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimidir. Aynı zamanda, “Türkiye Cumhuriyeti” örneğinde olduğu gibi, cumhuriyetle yönetilen ülkelere de cumhuriyet adı verilir.

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Yunanca  dimokratia (δῆμος, yani dimos, halk zümresi, ahali + κράτος, yani kratos, iktidar) sözcüğünden türemiştir. Türkçeye, Fransızca démocratiesözcüğünden geçmiştir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen, üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve bazı diğer sivil kurum ve kuruluşlar da demokrasi ile yönetilebilirler.

Despotizm, ister bireysel ister sıkıca birbirine bağlı bir grup tarafından olsun mutlak siyasi bir güç ile hükmeden tek bir idari otoriteye sahip hükümet biçimi. Klasik biçiminde despotizm, bir şahsın idaresinin olduğu devlet, despot ise bütün siyasi gücü kullanan ve bütün devleti temsil eden diğer herkesin ikincil önemde olduğu otoritedir. Bu tip despotizm medeniyetin kurulmasında ilk aşamalarda görülen derebeylik ve benzeri yönetimlerde yaygındı. Tarihteki Mısır Firavunları klasik despotlara bir örnektir.

Federasyon coğrafî yapılarına göre oluşmuş birden fazla devletin kendi istekleriyle bir araya gelerek dışarıya karşı tek bir siyasal güç olarak görülmeleri ve bu amaçla kurdukları örgütün, kendisini oluşturan devletlerin üzerinde olması; iç işlerinde ise, gene aralarındaki anlaşmaya göre geniş veya dar ölçüde özerk olmaları ile oluşan topluluk. Bu devlet içinde yaşayan çeşitli uluslar da büyük bir özerklik içinde ama aynı devlet içinde dışarıya karşı birliklerini bozmadan yaşamlarını sürdürebilmelerine konfederasyon adı verilir.

Komünizm, toplumsal örgütlenme üzerine kuramsal bir sistem ve tüm malların ortak mülkiyetine dayalı politik harekettir. Ortakçılık olarak da bilinir. Sadece üretim araçlarının ortaklaşalığına dayanan Sosyalizmden ayırt edilmesi gerekir. Komünizm, sınıfsız bir toplum yaratma amacındadır.

Konfederasyon, bağımsız kuruluşlar ve kurumlar tarafından, egemenliklerini muhafaza etmek şartıyla, ortak ve sınırlı menfaatlerini sağlamak maksadıyla, bir antlaşma ile kurulan topluluklardır.Konfederasyonda, kurum ve kuruluşlar ancak belli ve sınırlı maksatlarla birleşmişlerdir. Konfederasyonu meydana getiren konfedere kurum ve kuruluşlar vasıfları, konfederasyon halinde de devam eder. Ortak menfaatlerini gerçekleştirmeye yarayacak nisbette bir işbirliği yaparlar; bunun dışında müstakil kurum ve kuruluşlar sıfatlarını, hak ve vazifelerini tamamiyle korurlar.

Meritokrasi yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir. Bu yönetim şeklinde idare erki, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır. Kayırma yoktur. Özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme, yükselmelerinin bilgi başarı yenenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar. Osmanlı Devleti’ndeki Devşirme sistemi buna örnek gösterilebilir.

Monarşi bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Saltanatın bir başka adıdır. Bu hükümdar, Türkçede kral, imparator, şah, padişah, prens, emir, kağan, hakan gibi çeşitli adlar alabilir. Monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Hükümdar öldükten sonra onun soyundan biri gelir (oğlu, kardeşi gibi). Cumhuriyetlerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir. “Monarşi” sözcüğü dilimize Fransızca Monarchie kelimesinden gelir. Cezalandırma ve bağışlama yetkileri sadece hükümdarın elindedir. Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.

Mutlakiyet, tek bir kişinin veya bir zümrenin yönetimine dayalı yönetim şekillerine verilen genel ad.Monarşi ve Oligarşiyi kapsar. Halen pek çok ülkede uygulanmaktadır. Mutlaki yönetimlere örnek olarak Roma İmparatorluğu, Osmanlı Devleti verilebilir.

Sponsorlu Bağlantılar

Oligarşi, sadece belirli bir grubun bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimidir. Yunancadaki ‘az’ ve ‘yönetim’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir kelimedir.Genelde yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından birisidir. Bazı siyaset bilimcileri, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtirler. Oligarşi, küçük bir azınlığın yönetimde olduğu devlet biçimidir. Bu açıdan ele alındığında, oligarşi kavramı, devletin tüm kurumlarının küçük bir azınlığının kontrolünde olması demektir.

Otokrasi, monarşinin bir çeşitidir. Yönetici, bütün siyasî yetkileri tek başında elinde bulundurur. Fakat monarşinin aksine yönetim miras yoluyla kalmamış kişi tarafından ele geçirilmiştir. Otokrat (buyurgan) rejimlerin temel özelliği, yönetimlerin halk adına karar vermesi, iyi- doğru- güzelleri dayatması, buna karşın halkın sorunlarını çözümlemeyi de üstlenmesidir.Demokrat (katılımcı) rejimlerin temel özelliği ise halkın kendisi için iyi, doğru ve güzel olanlara karar vermesi, sorunlarının çözümlerini kendisinin üretmesi, yönetimlerin de bu çözümlerin hayata geçirilmesi için -varsa- engelleri ortadan kaldırmasıdır. Demokrasilerde, toplumun sorunlara karşı ürettiği çözümlerin yönetimlere iletilmesi için de temsilcilerini kullanması bu sistemin belirgin özelliğidir.

Monarşi bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Cumhuriyetlerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir.“Monarşi” sözcüğü dilimize Fransızca “Monarchie” kelimesinden girmiştir. Monarchie kelimesi ise Yunanca “tek şef” anlamına gelen “Monos Archein” kelimelerinden türemiştir. O halde monarşi, etimolojik olarak, “tek kişinin yönetimi” anlamına gelmektedir.

Plütokrasi, yönetme erkinin maddi açıdan üstün kişilerce paylaşılmasını öngören oligarşik bir yönetim biçimi.

Teknokrasi, alınan kararları bireylerin veya kitlelerin ihtiyaçları değil, mevcut teknik imkânların etkilediği yönetim modelidir.

Teknokrasinin başlıca özellikleri:

  • Siyasi kurumların iktidarı, teknokratlardan oluşan ‘uzmanlar kuruluna’ devredilir.
  • Siyasi ve ekonomik süreçler bilime ve rasyonalizme dayandırılır.

Teknokrasi taslağını 1912 yılında ilk Thorstein Veblen öne sürdü. Veblene göre, sibernetik sistemlere hakim oldukları için, mühendislerin devleti yönetmeleri gerekir. Daha çok Büyük Bunalım’ın egemen olduğu 1929 sonrasında zemin bulmuştur; günümüzde ise sadece ansiklopedik yaklaşımlarda ele alınmakla yetinilmektedir.

Teokrasi: Dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terim . Daha doğru bir anlatımla, dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir. Her ne kadar farklı algılanış biçimleri ve yorumları mevcut olsa da, teokrasi en yalın anlamda “devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırılmaya çalışıldığı sistem” olarak tanımlanabilir.

Totalitarizm bireyin özgürlüğünün devlet tarafından ortadan kaldırılması ve bireysel yaşamın ikinci dereceye bırakılmasıdır. İlk olarak Mussolini tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Mussolini, I. Dünya Savaşı’ndan sonra etkili olan merkezi otoriteye karşı yıkıcı güçler yüzünden savunmasız kalmış bir ulusun birliğini ve ulus aracılığıyla da devlette cisimleşen tarihi bir topluluk kimliğini hedefliyordu.Faşizm, devletin birey üzerindeki üstünlüğünü ve bu devletin gücünün sınırsız biçimde yayılmasını öngörür.

 

İneklere Yönetim Şekilleri

Demokrasi: İki ineğin vardır. İkisi de greve gider.

Sosyalizm: İki ineğin vardır. Hükümet, birini başkasına vermek için senden alır.

Komünizm: İki ineğin vardır. Hükümet her ikisini de senden alır ve sana süt verir.

Sponsorlu Bağlantılar

Faşizm: İki ineğin vardır. Hükümet her ikisini de senden alır ve sana süt satar.

Nazizm: İki ineğin vardır. Hükümet ikisini de alır ve seni kurşuna dizer.

Bürokrasi: İki ineğin vardır. Hükümet ikisini de alır, birini vurur ve öbürünün sütünü de döker.

Kapitalizm: İki ineğin vardır. Birini satarsın ve bir boğa alırsın.

Teokrasi: İki ineğin vardır. Devlet ikisini de alır, sen de süt duasına çıkarsın.

Sponsorlu Bağlantılar

Benzer Yazılar


(2) Yorum

    sanane
    08 Nisan 2016 - 11:33

    kısa bilgimi bu tam tersi uzun bilgi

    miray altın
    29 Mart 2014 - 12:58

    EN ALTTA KISA BİLGİ VERİLDİ DEMİŞSİNİZ AMA YOK MAALESEF YAPAMADIMM ÖDEVİMİ 🙁

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir