Eşimle boşanıyorum, kızımın velayetini kime verirler?

Soru CevapCategory: Anne ve ÇocukEşimle boşanıyorum, kızımın velayetini kime verirler?
Yasemin sordu 11 ay önce

Eşimle boşanma kararı aldık bana şiddet uyguladığı için darp raporu da aldım iki buçuk yaşında bi kızım var onun velayetini bana mi yoksa babaya mi verirler şimdi bana verseler bile ileri de 6 yaşına geldiğinde tekrar velayet davası açıp babası  alabilir mi ben çalışmıyorum eşimin ise maddi durumu gayet iyi

Sponsorlu Bağlantılar

1 Cevap
admin Staff cevapladı 11 ay önce

Çocuğun yaşı itibari ile velayetin size verilme ihtimali yüksek ancank çalışmadığınız için ve geçiminizi nasıl sağlayacağınız konusunda bir garantiniz olmadığı takdirde velayet babaya verilir. Hakim çocuğun velayetini kime vereceği konusunda tamamen çocuğun eğitim ve gelişimini göz önüne alır ve çocuğun çıkarları doğrultusunda karar verir. Babanın şiddet uygulayan biri olması bu konuda elinizi güçlendiriyor. Ancak maddi konuda geçiminizi ve çocuğun bakımını nasıl üstleneceğinizi mahkemede inandırıcı bir şekilde hakime anlatmalısınız. Ayrıca ilerleyen yaşlarda çocuğun alıştığı ortamın değişmesinin uygun olmadığı ve kendi isteği de göz önüne alınarak velayetin babaya verilmesi yine uygun görülmeyebilir. Tabi velayet babaya verilirse bu bu durum anne için geçerli olur. 
 
Sorduğunuz soruya çok açıklayıcı bir şekilde cevap olan Avukat Tuğsan Yılmaz’ın açıklamalarını sizinle paylaşıyoruz. 
 
Hukuk bağlamında esasen velayet, çocuğun anne ve babası tarafından temsil edilmesi gayesiyle çocuğun korunması, bakımı ve gelişimi gibi hususları kapsayan birtakım hakları ifade etmekle birlikte belirtmek gerekmektedir ki, 4721 sayılı TMK m.346/2 gereğince ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilmektedir. Özellikle boşanma davalarında geniş takdir yetkisiyle donatılan hakim, çocuğun velayetinin kime verileceğine karar verirken mutlak suretle çocuğun yüksek menfaatini değerlendirirken, çocuğun yaşına göre gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için gerekli ve yeterli maddi ve manevi ortamı hangi tarafın daha iyi sağlayabileceğini de değerlendirmektedir.Boşanma davalarında çocukların velayeti mevzusunda sadece hakimin gözlemleri neticesinde bir karara varılmamakla birlikte, hakimin kararından önce pedagog veya psikolog gibi psikoloji alanında uzman kişilerden çocuğun tutum ve davranışlarının analizinin yapılması gerekmekte olup bu analiz ve değerlendirmeler sonucu çocuğun yaşı, kişiliği ve yaşadığı olayların da göz önünde tutularak çocuğun görüşlerinin de alınması gerekmektedir.
 
 Kuşkusuz, velayetin kimde kalacağı hususunda çocuğun yüksek menfaati ve birtakım değerlendirmeler sonucu karar veren hakim, tarafların beyanlarıyla bağlı olmamakla birlikte hakimin esas aldığı hususlar çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişim ve büyüme göstermesi için sunulan maddi ve manevi imkanların ne derecede yeterli olduğu ve çocuğun hangi tarafın yanında psikolojik gelişimini tamamlayabileceği mevzularıdır.
 
Belirtmek gerekmektedir ki, mahkemenin velayet hususundaki hükmü kesin bir hüküm içermemekle birlikte TMK m.183 kapsamında ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri almakta olup belirtilen durumların gerçekleşmesiyle birlikte çocuğun velayet durumu değiştirilebilmektedir.Ayrıca çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilmektedir.
 
Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 2013/14210 E., 2014/186 K ve 13.01.2014 tarihli kararına göre, velayet hakkı davalı annede olmakla birlikte, annenin yeniden evlenmesi üzerine müşterek çocuk K.`nın davacı baba yanında kalmaya başladığı anlaşılmakta olup dosya içerisinde bulunan uzman raporu da çocuğun alıştığı ortamın değişmesinin uygun olmadığı ve kendi isteği de göz önüne alınarak velayetin babaya verilmesi gerektiği yönünde olduğundan bu nedenlerle davanın kabulü gerekirken reddi doğru bulunmamıştır.

Cevabınız