Kategoriler
Soru / Cevap

İzmir yöresine ait şiirler, maniler ve doğa ile ilgili atasözleri nelerdir?

İzmir yöresine ait en güzel şiirleri, manileri ve atasözlerini aşağıda bulabilirsiniz.

Sizden gelen soru:

İzmir yöresine ait doğa ile ilgili atasözleri şiirler maniler vb. çoook acil?

Sponsorlu Bağlantılar

Cevap:

İzmir ile ilgili şiirleri, İzmir manilerini ve doğa ile ilgili atasözlerini aşağıda sıralamaya çalıştık.

İzmir İle İlgili Şiirler

NASIL BİR SEVDAYSA

Ay çok mu gecikti nerdeyse çıkar
Sen yalnızlığıma varır varmaz
Az sonra yağmuru durduracaklar
Rüzgarı değiştirdim
Ustura ağzı poyraz
Yok canım yıldızları unutmadık
Mutlaka yerlerinde bulunacaklar
Kenarı yaldızlı mavi bir karanlık
Sütlü çıplaklığını örtecek kadar
Senin için olduğu asla bilinmeyecek
Yapraklarını birden dökecek dutlar
Şafak sökerken sekiz on kadar şimşek
Balkonda işlemeli müstesna bulutlar
Ayak bastığın an şehir de değişebilir
Yoksa Moskova’mı
Belki Berlin belki Dakar
Belki 30’lardan mehtap yorgunluğu İzmir
Körfezde şerefine donatılmış vapurlar
Nerede ne zaman kaç kere yaşadık
Nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar
Bitirdiğimiz her şeye yeniden başladık
Dudaklarımızda birbirimizden mısralar

Atilla İlhan

Yirmi Beşinci Saat

İzmir limanında suya çöktüğüm malum
Suya kırk beş kuruşluk bir akşam çöktüğü
Yirmi dört yıldızın battığı malum

Lacivert üstünde beyaz joseph konrad
Sipsicim dişlerimin ucundan çekilmiş
Dört yöne bıçak sırtı telgraf telleri
Onsekiz nokta yirmibir hat malum

Işıltılı bir sakal gibi çenemden sarkıyor
Blaise cendrars’ın kıvırcık şiirleri
İki arasında üçüncü gözüm
Akrepsiz yelkovanı delirmiş gömgök bir saat

İzmir limanında battığım suya çöktüğüm
Toprağın ve suyun koktuğu malum

Attila İlhan
İZMİR’İN KAVAKLARI

İzmir’in içinde akçakavak
günle yalazlanır yaprakları
şimdi ne o çakıcı var artık
ne çakıcının konakları

Ne yosun kokusu imbatla gelen
ne evlerin önünde bahçeleri
afrikamenekşeleri kaktüsler
süsler balkonları pencereleri

Nahit Ulvi Akgün

İTHAF

Küçüğüm, sen şimdi onsekizindesin
Güzelliğin gün günden dillere destan
Hatıramda herbiri seninle canlanan
İzmir’in günlerinde gecelerindesin

Sönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde
Yüzyıllardır uyuyan şu bizim İzmir
O âşık kadınları, levent erkekleri nerde?
Sahiden yaşayıp göçtüler mi kimbilir?

Balkonlara, yalılara dalar düşünürüm
O günler uzaklaşan yelkenlerin peşi sıra
Akan bulutlar gibi geçmiş: ne iz, ne hâtıra!
Sır şimdi bunca güzel hayat, güzel ölüm!

Sır şimdi gözyaşları, saadet dilekleri
Bize gelen yüzyılların hikâyesi sır
Eski İzmir diye ne varsa şunun bunun bildiği
Yaşlıların kırık dökük anlattığıdır

Aşkı şehirler yaratır, şehirler yaşatır
Ben gönlümce yaşadım, gönlümce sevdim
Bilirim saadetim, yalnızlığım bundandır
Seni bulduğum, kaybettiğim günden bilirim.

Aşklarının tarihi bir şehrin tarihidir diyorum
Gün gelir aşklariyle anılır şehirler anılırsa
Niyetim sevdalı sözler etmek de olmasa
İzmir için ne yazarsam sana adıyorum!

NECATI CUMALI

İzmir’e Tahassür

Anne, deniz nerde, yalımız nerde?
Hani gideceğimiz İzmir’e der de
Beni uyuturdun dizinde anne!

Geçende ablam da öyle diyordu
Bu bahar İzmir’e girmezse ordu
Kanmam sözünüze sizin de anne!

Yeşil bir bahara büründü dağlar
Bülbüllü bahçeler, üzümlü bağlar
Kimlerin işine yarıyor anne!

O bağlar nerede, bahçeler nerde?
Her akşam güneşin battığı yerde
Gözlerim İzmir’i arıyor anne!

Şimdi bir kuş olsam, kanadım olsa
İzmir’e giden yol eğer bu yolsa
Bir başıma bile giderim anne!

Bir çetin bilmece sorsam Paşa’dan
Söylemem memleket bağışlamadan
Mutlaka İzmir’i isterim anne!

Kemalettin Kamu

Gaziler Caddesi

Basmane’de gaziler caddesi’ne
Küçük bir yağmur götürdüm
Siz böyle akşamüstü görmediniz

Gizlice bir şarap tuttum
Yine o şehir korkusu
Ola ki simsiyah sarhoşum
İçimde elektrik uğultusu
Bir kötümserlik sebepsiz

Şurda yeşil gözlü bir çocuk
Naylon geçirmiş şapkasına
Ferid’e benzettim azıcık
Kimbilir belki de başkasına
Yetişkin eli yüzü tertemiz

Basmane’de gaziler caddesi’ne
Kırık çocukluğumu götürdüm
Siz böyle bir akşam üstü görmediniz
Camların rengini beğenmedim
Bütün mor bıyıklar yabancı
Şekersiz çaylar içindeyim
Gece makaslarında bekçi
Sabaha karşı hırsız

Bu afiş sinema tuzağı
Düşme o kızın arkasına
Yemyeşil kolu bacağı
Cigara yapışmış dudağına
Dördünce gecedir uykusuz

Basmane’de gaziler caddesi’ne
Ürkek bir çarşamba götürdüm
Siz böyle bir akşam üstü görmediniz

Attila İlhan

İZMİR YOLLARINDA

Belki,şimdi sana son
Sözlerimi yazmadan
Gözlerim kapanacak…
Belki,var daha beş,on
Dakikalık bir zaman.
Düşündüm huzurunda
Ebedi bir akşamın…
Düşündüm ki babamın
Dizi dibinde geçen
Yirmi iki seneden
Elimizde kalan ne?
Sorarım sana anne:
Mademki gün gelecek,
Herkes aynı meleğin
Önünde eğilecek..
Niçin o güne değin
Çan sesleri duyayım?
Bugün de bir yarın da!
Bırakın,uyuyayım İzmir kapılarında..

Kemalettin Kamu

İzmir Aşkı

İzmir İzmir,
İzmir dediğin nedir ki?
Önden Kordon, yandan Kadifekale,
Üstten Hilton, alttan Roma tüneli.

Çeyiz sandığım Kemeraltı,
Bayramda süslenir kızları
Saat kulesi randevu vaktidir,
Asansör kulesi şarkılarımın sultanı

Vuut vuut öter,
Demiş şairin biri
Körfezin kuğu vapurlarına,
Küpeştesinde düşler kurduğum.

Havasına, suyuna, aşığına
Kurban olduğum nişanlım kent.
Cümle alemin şenliğisin,
Fuar’ın, şanlı Dokuz Eylül’ün.

İzmir İzmir,
İzmir dediğin nedir ki?
Vurulmuşum hikayene.
Sokaklarında yorulmuşum,Türkülerin dillere yapışmış.
İzmir’in kavakları, dökülür yağmurları,
Bize de İzmirli derler,
Yaşarız ilk ve son aşkları.

Yaşar Aksoy

İzmir Gün Batımı!

İzmir gün batımı, İzmir, çığlık.
Bu kent,başından beri farketmediğimiz,
Gizemin doruğunda, bir büyülü sandık,

Kıpkırmızı güller açar bahçelerinde
İmbat’ında yazılı, mis kokulu sevdalar.
Güzel İzmir’imin dağlarında hüzün var.

Bir öpüş gibidir bu kent uzanır gök yüzüne
Yaşlanmayan bir bahar süzülür yağmurunda.
Körfezinde sakinlik,sıcağında aşk parlar
İzmir’im güzel şehrim,seninle ömrüm artar.

Kimse bilmez, ne sırlar saklarsın güneşinde
Kalplere can verirsin sakin kıyılarında…
Sonsuzluğa giden yol,geçer umutlarından.
Yaşar,canlıdır,gece,gündüz bu şehir
Binlerce yıllık geçmişinden tarihin sesi gelir.

Nasıl Olduysa…

nasıl olduysa birden adımı unuttum
adını unuttuğum o sıcak şehirde
yıldız alacası yüzen bir zakkum
yanımda o hayal kız ikide birde
yolumu gözlerine bakıp bulduğum

sahi ben ne hırçın bir çocuktum
ele avuca sığmaz aklı fikri şiirde
mısra mısra başımı belaya soktum
İzmir cezaevi dokuzyüz kırk bir’de
kaşla göz arası liseden kovuldum

inanmakta geç sevmekte çabuktum
bazen yaşadıklarım aklıma gelir de
kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum
istenmeyen adam hemen her devirde
hemen her devirde ateşten bir buluttum

binlerce umuttan belki bir umuttum

Attila İlhan

Nasıl Bir Sevdaysa…

ay çok mu gecikti neredeyse çıkar
sen yanlızlığıma varır varmaz
az sonra yağmuru durduracaklar
rüzgarı değiştirdim
ustura ağzı poyraz

yok canım yıldızları unutmadık
mutlaka yerlerinde bulunacaklar
kenarı yaldızlı mavi bir karanlık
sütlü çıplaklığını örtecek kadar

senin için olduğu asla bilinmeyecek
yapraklarını birden dökecek dutlar
şafak sökerken sekiz on kadar şimşek
balkonda işlemeli müstesna bulutlar

ayak bastığın an şehir de değişebilir
yoksa Moskova mı
belki berlin belki dakar
belki 30′lardan mehtap yorgunu izmir
körfez’de şerefine donatılmış vapurlar

nerede ne zaman kaç kere yasadık
nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar
bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık
dudaklarımızda birbirimizden mısralar

Attila İlhan

Canım İzmir

Göğsümde nefessin İzmir
Gözümde güneşsin İzmir
Aşkların en güzelini
Bulduğum yersin sen İzmir

Canım İzmir güzel İzmir
İnci mercanımsın İzmir
Canım İzmir güzel İzmir
Sevgim nefesimsin İzmir

İstiridye olmuş Ege
Seni saklar gündüz gece
İncisin sen parıldarsın
Sevgilinin ak göğsünde

Canım İzmir güzel İzmir
İnci mercanımsın İzmir
Canım İzmir güzel İzmir
Sevgim nefesimsin İzmir

Latif Öz

İzmir Gecelerinde

Seni düşünüyorum İzmir gecelerinde
Sönmüş ışıklar uyumuş insanlar
Bir ben uyanık birde sokak lambaları yanık
Seni düşünüyorum İzmir gecelerinde.

Seni arıyorum İzmir gecelerinde
Doyumsuz aşklara uzanmak için
Bir ben yalnız birde parlayan yıldız
Seni arıyorum İzmir gecelerinde.

Seni anıyorum İzmir gecelerinde
Sevdamı yüzüne haykırmak için
Bir ben vurgun birde güler solgun
Seni anıyorum İzmir gecelerinde.

Seni yaşıyorum İzmir gecelerinde
Ölümsüz aşklara kavuşmak için
Bir ben yanık birde geceler tanık
Seni yaşıyorum İzmir gecelerinde.

M.M.REVANLI

BENİM SON ADRESİM İZMİR OLMALI

Vasiyetse işte size vasiyet,
Benim son adresim İzmir olmalı
Bu şehirde ölmek bile haysiyet,
Benim son adresim İzmir olmalı

Doyamadım; Sahiline, koyuna,
Karşı yakasına, Kordon boyuna,
Son verirsem yaşam denen oyuna,
Benim son adresim İzmir olmalı

Gösterin geminin güvertesini,
Duymalıyım martıların sesini,
Kapatırsam ömrün penceresini,
Benim son adresim İzmir olmalı

Fatiha düşerse şu kısmetime,
Gelmezseniz küsmem ziyaretime,
Saygı duyarsanız vasiyetime,
Benim son adresim İzmir olmalı

Memduh Çökelek’in varsa kadiri,
Vasiyettir satırların her biri,
Bornova’ya yakın olsun kabiri,
Benim son adresim İzmir olmalı

Memduh Çökelek

İstanbul da izmir li

İstanbul da ne arar İzmir li
Orası ne sana yarar sevgili
Nede bana yarar belli
Ordan bir an evvel gitmeli

İstanbul da ne arar Egeli
Orası tuhaf sarar belini
Sonra çok ararsın İzmir ini
Ordan bir an önce dönmeli

İstanbul kime yaramış İzmir li
Orası sana yara açar izli
Dön yine ol İzmir li
Ben perişanım gittin gideli

Hakan Özüçelenk

İzmir Kızı

Elime alsaydım kemanı gitarı
Çalardım akşamları sana aşkımı
Vurdun gittin sen gönül kapımı
Sevgisiz kalasın İzmir kızı

Kimseye söyleme beni bilmesin
Akan gözyaşın hiç dinmesin
Benim gibi senin de yüzün gülmesin
Sayende mutsuzum şimdi İzmir kızı

Oysa çok sevmiştim deliler gibi
Rüyalarımda gördüm hep geceleri
Kalbimden vurup gitti zalimin biri
İçin için yanasın İzmir kızı

Hani mutlu bir yuvamız olsun istemiştik
Kararımız birdi bizim evlenecektik
Aşkımızı kalplerimize mühürleyecektik
Şimdi ellerle göresin İzmir kızı

İbrahim Sarıhan

İZMİR’İN AKŞAMLARI

Denizlerin rüzgârı denizlerin,
Gelir vurur kızların bacaklarına.
İzmir’in akşamları İzmir’in,
Herkes saadetini düşünür.

Öpülmez ki denizlerin rüzgârı,
Kolay kolay öpülmez ki.
Bir kaçar bir de durur
Kadınlar gibi.

Denizlerin rüzgârı denizlerin,
İnsan unutur yalnızlığını.
Gemiler yelken açar uzaklarda,
Kim sevmez bu saatlerde yolculuğu.

İzmir’in denizleri koskocaman
Çocuklar uzatır ayaklarını denize.
Midye keser ayaklarını kaçarlar
Sevine sevine.

İzmir’in akşamları İzmir’in,
Nasıl sevilmez böyle akşamlar.
Bir yanar bir söner Karşıyaka’nın ışıkları,
Gün olur insanı deli eder.

İzmir’in ışıkları İzmir’in,
Barların, vitrinlerin önünde
Gemiler gelir rüzgârla dolu,
Gemiler gider ışıklar içinde.

EDİP CANSEVER

BELA ÇİÇEĞİ

alsancak garı’na devrildiler
gece garın saati bela çiçeği
hiçbir şeyin farkında değildiler
kalleş bir titreme aldı erkeği
elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
çantasını karısı taşıyordu

hiç kimse tanımıyordu kimdiler
gece garın saati bela çiçeği
üçüncü mevki bir vagona bindiler
anlaşıldı erkeğin gideceği
bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler
bir türlü karısına bakamıyordu

ayaküstü birer bafra içtiler
gece garın saati bela çiçeği
şimdiden bir yalnızlık içindeydiler
karanlık gelmişi geleceği
birdenbire sapsarı kesildiler
vagonlar usul usul kımıldıyordu

Atilla ilhan

KARABİBER

İzmir´de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi karabiber
Yaprağının ucunu ısırdım
Tadı karabiberdi karabiber.

Bir yaşıma daha girdim
Biber dediğin tuzluğa yaraşır
Fidesi olur fidan olur
Bir çınar boyunda karabiber
İnsanın başı döner

Çiçek mi,meyva mı,tohum mu nedir
Nar tanesi gibi pırıl pırıl
Çingen pembesinden sıcak
Karabiber ağaçlar dolusu
Karabiber sebil
Karabiber salkım saçak

İzmir´de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Ya karabiber türküsü Allahım
Necati Cumalı söylerdi
Soba borusu gibi bir sesi vardı
Karabiberim,derdi karabiberim
Candarmalar geliyor kalk gidelim

İzmir´de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Benim,avuç içi kadar saksılarda
Asma kütükleri,yeşerten anam
Bu ağacı görse sevincinden ağlardı

İzmir´de bir ağaç gördüm
Adı karabiberdi
Dalını,meyvasını,gölgesini
Getirdi masamıza serdi
Yapraklarını görsen bayılırsın
Bir yazma oyası kadar ince
Söğüt dallarından narin
Saçlarının arasında dolaştığını duyarsın
İncecik biberli ellerin

Bedri Rahmi Eyüboğlu

941’DE İZMİR

941’de izmir, bela çiçeği
sahil boyu karanlık
sevdalı bulutların hali
yağmur da ne kadar tembel yağıyor
kendimizi akan suya bıraktık
serseriler misali

941’de izmir
izmir şehrinin ışıkları yanıyor
çıktı şair namzedi attilâ ilhan
çıktı yelken gibi sokaktan
banyolar’a doğru şöyle uzanıyor
bir cebinde kiralık ihtiyar bir kitap
bir cebinde kehribar kuru üzüm ve incir
sahilde iki ahbap

kardeşim ihsan ahmed
izmir şehri yağmurlu bir şehirdir
yağmur çilerken çocuk gibi içlenir
yum gözlerini hele bir tahayyül et
hani – derd-üt gam içre perişan – yıldızlar gökte
hani her akşam bostanlı’dan öte

kardeşim cemşid hun
hoş geldin hayırlı akşamlar
gözlerinden mi yaktın söyle cigaranı
tütün değil ya dünyalar dağıtamaz efkârını
hem sabahtan çarşıda yoktun
ekmek alabildin mi fırından
yine galiba kıyamet kopmuş
yine pîr aşkına kırılmış camlar

941’de izmir
her şey nasıl geçmiş nasıl kaybolmuş
rüyada gibi hiç farkına varmadan
şimdi ben burdayım sen izmir’de o bağdat’ta
ve daha başımızdan neler geçer kimbilir
kimbilir kardeşim hayatta

ATTİLÂ iLHAN

izmir, şehir, ege

İzmir Manileri

Babucumun gönünü

Geçme oğlan önümü

Babam sana yol vermez

Yap ağabeymin gönlünü
Çay içinde çöpeller

Çöpele su serperler

Uzak yoldan gelenin

Gözlerinden öperler
Kuyuya saldım urgan

Benim sevdiğim çoban

Kepenekte üşümüş

Göndereyim bir yorgan
Peştemalda ipek var

On beş okka göbek vat

Akşam yanına gelcem

Mahallede köpek var
Leblebi koydum tasa

Doldurdum basa basa

Benim yarim çok kibar

Birazcık boydan kısa
Mavi yelek mor düğme

Şimdi girdin gönlüme

Sen gönlüme gireli

Kan damlar yüreğime
Mavilim kıyma bene

Candan severim sene

Yılda kurban bir olur

Her gün kurbanım sene
Karşı karşı evimiz

Can yürekte sevimiz

Bu seviler bizdeyken

Çatlar ölür birimiz
Kuyu başında testi

Kemer belimi kesti

Benim sevdiğim oğlan

Şimdi buradan geçti
Ufacık kuş üzümü

Mail oldum sözünü

Ezanını dinliyordum

Hasret kaldım yüzünü
Kömürcünün hararı

Kömür gatsan gararı

Tebe Nine’nin şalvarı

Hafız Ali diye yalvarı
Çullum çukurdamın

Appağım yunurtamın

Yaz bitti gış geldi

Daha sen buradamın
Karanfilim süt beyaz

Ayrı düştük biz bu yaz

Sevdiğini bileyim

Mektubunu sık sık yaz
Karanfilin moruna

Varmam emmim oğluna

Katar daksa boynuma

Yine girmem koynuna
Siyah terlik ayakta

Ne gezersin hayatta

Oğlan sana vurulmuş

Ne gezersin ayakta
Kerpiç kerpiç üstüne

Kerpiç duvar üstüne

Kırt yıl bekarlık çeksem

Varmam nikah üstüne
Karanfilim sarkarım

Açılmaya korkarım

Sevdiğimi verseler

Şu dünyayı yakarım
Karanfil eker misin

Bal ile şeker misin

Bana ettiklerini

Sen olsan çeker misin
Tabak içinde lüle

Bayıldım güle güle

Dediler yar evlenmiş

Geçinsin güle güle

 

İndim kuyu dibine

Tuttum yarin eline

Yar elinde bir şey yok

Sarılırım beline

Doğa İle İlgili Atasözleri

Aşağıda doğa ile ilgili olabilecek atasözlerini sıralamaya çalıştık.

“Topragin dostlara ihtiyaci vardir; ona dostça davranalim!”

“Orman yurdun öz evladi ormansiz yok dünya tadi.” (Asik Veysel)

‘’Doga insanlarin ihtiyacini karsilayacak bir kaynak toplulugu olarak görmek çevrenin yokolmasina davetiye çikarmak demektir.’’

“Kirli çevre insanin ruhuhunu kirletir, kirli ruhlar çevreyi kirletir.” (Aziz Nesin)

“Insanlar dogaya karsi sorumluluk duymuyorlar. Dogayi korurlarsa, cezadan korktuklari ya da menfatleri gerektirdigi için koruyorlar.”

“Bir agaç dikersen, onun meyvelerinden her yiyen, sana sevap kazandiracak, gölgesinde oturan sana sevap kazandiracak, hatta onun tohumunu, meyvesini yiyen kuslar bile sana sevap kazandiracak.”

“Her seyin prensibi sudur; her sey sudan gelir ve tekrar suya döner.”

“Kiyamet kopmak üzere bile olsa, elinde bir fidan varsa, bu fidani dikmemezlik etme.”

Sponsorlu Bağlantılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RenkliNOT